>

DİĞER HABERLER

Kendinizi tanımadan doğru eşi seçemezsiniz...

Sorunların çözümü için önce kendinizi sorgulamalısınız. Eşinizi neden seçtiniz, “o”nunla neden evlenmek istediniz?
 
   
 
 
     
Evlenmeden önce eşinizi yeterince tanıyıp tanımadığınızı, evliliğinizin beklediğiniz gibi olup olmadığını düşünün.


İnsanlar hayatları boyunca birçok konuda seçim yapmak zorunda kalır ve bu seçimler onların hayatlarını belirler. En küçüğünden en önemlisine kadar birçok alanda seçimler yaparız. Giysilerimizi, yemeklerimizi, tutacağımız takımı, okulumuzu, gelecekteki işimizi, oturacağımız muhiti, evimizi, eşyalarımızı, arkadaşlık edeceğimiz kişileri ve en önemlisi de bir ömür boyu hayatımızı birleştireceğimiz eşimizi seçeriz. Yaptığımız her seçim, kişiliğimizin oluşumunda bir yapı taşıdır ve kişiliğimiz anlamında “biz”i yani kendimizi ve hayatımızı yani kaderimizi belirler. Ancak, kişi kendini tanımadan kendisi hakkında doğru seçimler yapamaz. Kendini tanıdığı oranda doğru tercihlerde bulunabileceği için, kendini tanımayan kişi yaptığı yanlış tercihlerin sonunda uğradığı hayal kırıklığı ya da başarısızlıkların sebeplerini de tam olarak anlayamaz.

Kendini tanıma becerisinin sağlıklı bir şekilde gelişip gelişmediğini anlamak için, kişinin doğup büyüdüğü aile ortamına, anne–babasının kişilik özelliklerine ve çocuklarıyla girdikleri ilişki biçimine bakmak gerekir. Birçok insan kendini tanımak bir yana kendisi, insan oluşu, özellikleri, yapabilecekleri, hayatının gidişatı hakkında düşünmez bile. Kendini tanıma; bir bilim adamının herhangi bir doğa olayına, yaptığı bir deneye gösterdiği merakı, ciddiyeti, azmi kişinin kendine yöneltip kendisi hakkında düşünmesi, kendisini dış dünyada objektif bir şekilde gözlemesi, değerlendirmesiyle gerçekleşir. İnsanlarla oturup konuştuğunuzda birçoğunun aslında ne kadar mükemmel bir kişi olduğunu, hayatlarındaki sorunların kendi dışındaki insanlardan –anne, baba, eş, arkadaş, kardeş, öğretmen, patron... vb.– kaynaklandığını dinlersiniz.

Birçok insan yaşadığı sorunlarda kendi hatasının ne olduğuna bakmaksızın sürekli bir haklılık duygusu içinde yaşar, olumlu olayların kahramanı kendisi, olumsuzların kahramanı ise dış dünyadır. Eminiz ki çoğunuz şu anda “ben öyle değilim ki” diye düşündünüz, yani yine sorunu kendi dışınızda birilerinde aramaya başladınız. Siz öyle değilseniz, Ali, Ayşe... öyledir, artık bir “oh” çekip rahatlayabilirsiniz. Oysa, önemli olan kendini sorgulamaktır. Bütün iyi şeyleri kendinize alıp olumsuzları dışarıda bırakıyorsanız, bunu her yerde, herkese, her durumda tekrarlıyorsunuz demektir. Ve elbette kendinizi tanımıyorsunuz demektir. Sizinle dış dünyanın gerçekleri arasında kalın bir duvar var demektir. Eğer bunu yapıyorsanız, sağlıklı bir eş seçimi yapamayacak ve sağlam bir evlilik ilişkisi kuramayacaksınız demektir.

Farklılıklar mutluluk da getirebilir

Eş seçimi insan hayatının dönüm noktalarından biridir. Çünkü evlilik kararıyla eşlerden her biri o zamana kadar yaşadığı aile ortamından çıkıp bir başkasıyla yeni bir aile kurmaya adım atmış olur. Artık her ikisi de sadece kendilerine özgü yeni bir hayat tarzı belirlemek zorundadır ve tabii ki ortak bir hayat tarzı oluşturmak o kadar da kolay değildir. Çünkü her ikisi de birbirinden farklı anne babaların kurduğu ailelerden, farklı yaşam tarzlarından, farklı alışkanlıklardan, farklı paylaşım ve ilişki anlayışlarından gelmiştir. Bu farklılıkların harmanlanıp daha zengin bir yapı oluşturarak kişileri geliştirmesi ve mutlu kılması da, yoğun bir şekilde problemlere kaynak oluşturup engelleyici ve mutsuzluk nedeni olması da mümkündür.

Aile terapisi için yapılan başvurularda bu farklılıklar hemen göze batar, ancak eşler bu farklılıkları göz ardı ederek karşı tarafın neden kendi istediği gibi olmadığından yakınır. Tam bu noktada psikolojik tedavilerin temelinde yatan “kendini tanıma” ya da “içgörü kazanma” olgusu karşımıza çıkar. Kişi kendini tanıyıp anladığı oranda karşı tarafı tanıma, anlama ve olduğu gibi kabullenme imkanına sahip olur. Bu sayede, farklılıklardan kaynaklı sorunlar azalır ve zamanla ortak bir zemin oluşturulabilir. Aksi takdirde çiftlerden her biri kendi farklılıklarına sarılıp onları savunur. Böylelikle ilişki –resmen olmasa da– bitme noktasına gelir, paylaşımlar en asgari düzeye iner. Bu da sağlıksız bir aile ortamının oluşması sonucunu doğurur ve başka sağlıksız aileler için de çekirdek oluşturur.

Eğer evliliğinizde çeşitli problemler olduğunu düşünüyorsanız, bunun bir sonraki kuşağa taşınmasını engellemek için bir adım atın. Sorunların çözümü için önce kendinizi sorgulayın. Eşinizi neden seçtiğinizi, neden “o”nunla evlenmek istediğinizi, evlenmeden önce eşinizi yeterince tanıyıp tanımadığınızı, evliliğinizin beklediğiniz gibi olup olmadığını düşünün. Bunları yaparken de elinizdeki anahtar “kendiniz” ve “kendinizi tanımanız” olsun.

Yıldız Şengül Bilge
Uzman Psikolog
Ruhsal Psikolojik Danışma Merkezi
Kaynak: Zaman

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>