>

DİĞER HABERLER

“Kötü Kalpli Bir Annen” olduğunu düşündün mü hiç?

"Herkesin büyürken aklında bir defter tuttuğunu düşünüyorum; bir aile defteri." Diler Gülay'ın yeni yazısı...
 
   
 
 
     
“Kötü Kalpli Bir Annen” olduğunu düşündün mü hiç?

Şu ilişkilerin, evliliklerin dibine dibine giren ailelerden bahsediyorduk bir kriz masasında.
Bir arkadaşım “Türkiye’de 'adamın ailesi'yle evleniyorsun, kim ne derse desin!” dedi. Boşandığı eşinin ailesiyle yaşadığı problemlerden bahsederken sarf etti bu cümleyi. Aklıma takıldı. (Allah’ım, evlenmekten iyice soğutmaya mı çalışıyorsun yoksa beni!)

Herkesin büyürken aklında bir defter tuttuğunu düşünüyorum; bir aile defteri. Ailesiyle çocukluktan itibaren tüm yaşadıklarını, ailesinin ona tüm hissettirdiklerini iyi ya da kötü o deftere yazıyor insan ve 18-19 yaşına geldiğinde bir bir döküyor eteğindeki taşları. Çok ufak şeyler belki (naçizane eklemem:) bunlar... Babasının yürürken annesinin elini hiç tutmamış olması, hayatı boyunca en büyük çocuk olmasının onda yarattığı sorumluluk alma baskısı... vs. yer ediyor ruhunda.

Tabi ki psikolojik boyutunu irdeleyip ahkam kesecek değilim bu çocukluk travmalarının fakat iş, kadın-erkek ilişkilerine ve evlilik krizlerine gelip dayanınca birden ilgi odağıma giriveriyor.

Hep derler ya, ailenle sevdiğin insan arasındaki dengeyi iyi kurmak gerekli. İşte asıl problem bu, dengeyi nasıl kuracaksın? Birden aklıma babamın ortalığı karıştırmak için evli çiftlere sorduğu muzır soru geliveriyor bu denge meselesinde. "Çöldesin yanında eşin, karın ve bir bardak suyun var. Ve bu su ikisinden birinin hayatını kurtaracak. Suyu hangisine verirsin?"

Babam, eşleri yanında ter döken adamların cevap verişlerini izlerken kahkahalar atadursun biz konumuza dönelim.

Bahsettiğim gibi, adamın "aile defteri"ni iyi bilmek gerekir evlenmeden önce. “E kim ailesini sevmez ki?” diyeceksiniz. Herkes ailesini çok sever; ama ‘vefa’ duygusu aynı değildir her insanın. Her durumda masaya yumruğunu vurup ben bu kızı seviyorum demek erdem değildir bana göre. Peki ya aşkın yüceliği ne olacak diyenlere sesleniyorum, bir annenin gözyaşlarını ezip geçen bir aşkın kutsallığı da büyüsü de kül olur bana göre er ya da geç!

Tamam çocuklarına bakmak, onları okutmak her ailenin görevi. Ama inkar edilemeyecek bir gerçek de şu ki: Çocuğa BAKMAK var, BAKMAK var! Hayatta sahip olduğu maddi manevi her şeyini çocukları için seferber etmiş bir aile, kutsaldır! Bu gerçeği hiçbir şey değiştiremez! (Ayyy, çok ana kuzusu gidiyor bu yazı yahu :)

Bir gün kardeşimle gittiğimiz bir fast-food restoranda kardeşimin önüne, siparişini vermediğini iddia ettiği bir menü kondu. Kardeşim ısrarla adamın yanlış anladığını, onun aslında başka bir menü istemiş olduğunu söyledi, biraz gerginlik oldu; fakat kardeşim bir şey unuttu ki ben, o sırada ordaydım ve aslında kardeşimin yanlış sipariş verdiğine şahit olmuştum. E tabi ki siparişi alan garsonun tarafını tutup haksız olduğunu söyledim. Ve biraz da çıkıştım kardeşime, yanlış hatırladığı bir şeyi savunuyor diye. Ne mi oldu? Ailemden biri olması hatalı olduğu gerçeğini değiştiremedi. Haklı her zaman haklıdır! Adalette kan bağı da aşk da yoktur!

Biz küçükken annem arkadaşlarımızla bir problem yaşadığımızda hep karşı tarafı savunurdu. Kızardım ona; arkadaşlarımızın anneleri öyle yapmıyordu; hep kendi çocuklarını savunuyorlardı. Şimdi annemi anlıyorum. İçimizdeki adalet ve arkadaşlık duygularını geliştirmek için yapmış bana kalırsa. İyi ki de öyle yapmış. Bir çocuğa haksız da olabileceğini öğretmek çok önemli bir meziyet!
( Bu da benim aile defterimden işte ! :)

"Kötü kalpli bir annen olduğunu düşündün mü hiç?" derken "kötü olmak, kötülük etmek" insana mahsus, olayları uzaydan görmeye gerek demek istemiştim. Ailenle sevdiğin insan arasında herhangi bir sorun olduğunda sevgi, şefkat bir kenara bırakılmalı şeffaf olunmalı. Böyle evlenmeden havadan konuşmayayım ama zor değil. Yeter ki insan annesinin gerçekten kötülük yaptığını görebilecek kadar objektif olabilsin ya da sevgilisinin annesine yaptığı saygısızlığı fark edemeyecek kadar kör olmasın.

Adam aile defterini açmış, hesabını yapmış ve kendini ailesine bir bakıma manevi borçlu hissediyorsa "zorlamayın" derim ben. Bırakın o adamla ailesi arasında. Adam sizi çok sevsin, kıymetinizi bilsin yeter. Adam size tapmasın, ailesine tapsın! Ya da onlar öyle zannetsin! Gizli bir zafer, şerbetlerin en tatlısı değil midir?

Gevşeyin kızlar, gevşeyin…. :)

Diler Gülay
dilergulay55@hotmail.com


Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>