>

KÖŞE YAZILARI | DELİ FİŞEK

Heyecan Başlıyor

Ben öyle bir yıl önceden plan yapıp, uçak biletini alıp, ne giyeceği bile belli olan tiplerden değilim. (GEZGİN BEKAR COSMOTURK`TE)
 
   
 
 
     

Ben öyle bir yıl önceden plan yapıp, uçak biletini alıp, ne giyeceği bile belli olan tiplerden değilim, hayatım boyunca da olamadım. Hep spontane gelişti tatillerim, bana güç veren, özgür olduğumu hissettiren bir şey bu. Karar ver ve uygula. Sınır tanıma, söz dinleme, topla çantanı düş yola.

Bir de tatil arkadaşım yok benim. Olmazsa olmazım sırt çantam, spor ayakkabılarım ve fotoğraf makinem. Bir de üzerinde “She Couldn’t Be Good” yazan not defterim.

Bu sefer şöyle oldu. Ne? Bayram tatili 9 gün mü? Hayatımda ilk defa çok işim yok ve bunu kesin olarak değerlendirmeliyim.

Arkadaş aramak yerine geçtim internetin başına, THY sayfasına girdim. Nerelere uçak var diye ülke ve şehir isimlerini gözden geçirdim. Şengen vizem var….Nerelere gidilir? Nerelere bilet fiyatları uygun? Ya da vizesiz uzaklar! I-ıh! Hindistan? Peru? Katmandu? Yok uygun bilet yok…Avrupa? I-ıh canım istemiyor. Offf 9 gün ne etmeli?

Derken 2 senedir görüşmediğim bir kız arkadaşım mail attı, ne yapıyorsun bayramda? Hiiç dedim, bakıyorum. Beraber bir yere gidelim mi? Tamam dedim. O da bir yay burcu, yani gezgin, havai, eğlenceli, geçen yaz birlikte İbiza’ya akacaktık, ben işten ayrılınca olay patladı. Onlar 2 kız gittiler. Ben de gerçi sonradan yine süper spontan bir şekilde Avrupa’yı tavaf ettim ama onla çıkmanın keyfi başka olacaktı. Ben gündüz adamı, o gece kadını, nasıl bir kombinasyon olacağımızı merak etmekteyim.

İlk ve son tatilimiz Paris’te olmuştu. Ben iş için gitmiştim, o da gezmeye gelmişti. Tek bir cumartesi gecemiz vardı, Champs Elysess üzerinde bir evde kalıyorduk. Queens gece klübüne 10 metre falan mesafede. O gece evde uyuyakaldı ve ben onu uyandırmadım! Ne mi oldu? Küstü bana tabii ki!!!

Beyrut’a gidelim mi dedi? Aaaa olabilir valla dedim, dediğim andan itibaren de Beyrut’la ilgili kulağıma çok güzel şeyler çalınmaya başladı. Zaten öyle olmaz mı hep? Bir anda algılar mı açılır yoksa duyman gerekenler bir bir önüne mi serilir bilinmez, ben derhal motive oldum ve tamam dedim.

Ortadoğu’nun Paris’i dendiğini duymuşsunuzdur Beyrut için. Ekşi sözlükte savaş öncesi dönemde böyle dendiği yazılmış. Fakat 1989 yılında biten iç savaştan sonra milyarlarca dolar harcanarak çok hızlı bir kalkınma ve yeniden yapılanma sürecine girmiş Beyrut. Dolayısıyla eminim savaş öncesine çoktan dönmüştür. Ruhu var, tarihi var, acısı var şehrin. Yaraları var, izleri var. Tüm binalar onarılmamış, aralarda savaşın izlerini taşıyan binalar, duvarlarda kurşun izleri ibret için tutulmuş. Dile kolay 15 sene iç savaş yaşadı bu kent. Beni etkileyen taraflarından biri de bu Akdeniz güzelinin. Gece klüpleri için “inanılmaz” diyorlar. Çocukluğum boyunca Beyrut’ta patlayan bombaları, ölen insanları duydum. Beyrut eşittir savaştı. Şimdi Avrupalıların aktığı, gece hayatının canlılığı ile kendinden söz ettiren bir şehir. Erkekler bakımlıymış, kadınlar güzelmiş, ne kadar şıksan o kadar itibar ediyorlarmış. Müslümandan saymıyorlarmış bizi içki içtiğimiz için, ama gıpta ile bakıyorlarmış. Enteresan bir yer olduğu kesin.

Çok güzel anılarla ve notlarla döneceğimden eminim.

Heyecanımı gösterebilmek adına bir de gitmeden evvel yazmak istedim.

Yaşadığı şehirde kalan veya uzaklara giden herkese iyi bayramlar dilerim.

Kafanızdaki derdi tasayı bırakıp gidin, bir yere gitmiyorsanız da boşalan şehirlerin tadını çıkarın.

Deli Fişek


DELİ FİŞEK
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>