>

KÖŞE YAZILARI | NİLHAN FİDAN

Hafta içi Tiran

“Tiran’da yeme içme ve hiçbir şey yapmama lüksü...” (Nilhan Fidan)
 
   
 
 
     

Vizesiz ülkelere girerken maruz kalınan bir zorluk oluyor muhakkak. Tamam, vize almadın ülkemize giriş için; ama ülkeye girmek bu kadar da kolay değil, der gibi bakıyor görevli. Beni kenarda bekletiyor biraz. Benim gibi bir konferans için gelen bir grup kişi daha beklemekte. Türkçe konuşmaya başlıyoruz aramızda, canımız sıkkın. Ama bu bitmez gibi gözüken bekleyişin sonunda kabin boyu kırmızı bavulumla Tiran havaalanından çıkıyorum.

İstanbul’dan çıkarken gök yere inmişti adeta sağanak yağmurdan; ama Tiran bol güneşli, yazı çoktan getirmiş. Beni bekleyen arabaya binip eski, yıpranmış, fakir görünümlü sokaklardan geçiyorum. Çilek Mobilya burada da dükkân açmış. Öğle ezanı ile çan sesleri birbirine karışıyor. Şehrin en iyi apartmanlarından birine harap bir sokaktan geçip giriyorum. Dairede bugün temizlik günü. Temizlikçi kadın tek kelime İngilizce konuşmuyor ama önüme bıraktığı terlikleri giyip beni yönlendirdiği yatak odasına yerleştikten sonra el kol işaretleriyle gayet güzel anlaşıyoruz. İşi bitince yanıma geliyor, onu kapıya kadar geçiriyorum, teşekkür ediyorum kendi dilimde, o da kendi dilinde cevap veriyor. Günün geri kalanını beni hiç çekmeyen şehirden uzakta, kitap okuyarak ve televizyon izleyerek geçiriyorum.

Akşam yemeği için gittiğimiz restoran dolu olunca, başka bir İtalyan’a giriyoruz. Tartuffe soslu pappardelle ve sebze çorbası gayet başarılı. Yemek sonrası gittiğimiz Irish Pub’da tek masa boş yok, birkaç rezerve masa dışında tıklım tıklım diyebiliriz. İçeride sigara içildiği için de duman altı biraz, biraz daha kalırsam nefes darlığı yaşayabilirim. Madem İstanbul’da gidemedik, burda gideriz diyerek Vogue’a giriyoruz. Bir buzsuz Chivas ve bir buzlu Baileys. Garson bana Baileys’i uygun görüyor; ama maalesef yanılıyor. Tiran’daki içki fiyatları çok ucuz, bunu kutlamak lazım, şerefe, diyorum.

Ertesi gün yine şehirden uzak duruyorum, kendime makarna yapıp biraz meditasyon biraz kitap günü geçiyorum. Akşam yemeği, dün yer bulamadığımız King House’da. Domates püresi ile hazırlanan ve limon sıkılan domates çorbası harika. Vejetaryen pizza ve kızarmış peynir de gayet başarılı. Hazır içki fiyatlarını ucuz bulmuşken market alışverişinde oyumu bu yönde kullanıyorum. Evde biraz dinlendikten sonra gece gezmesi yürüyüş mesafesi Living Room’a. Club ve dans müziği keyifli. Why don’t you, gecenin favorisi; o çalmadan gitmemek üzere gelmişiz zaten, çalmaya başlayınca dans hızlanıyor. Living Room’un bu akşamki dikkat çeken manzarası, leopar desenli ablayla sırt dekolteli siyah dar elbiseli gözlüklü kızın kendinden geçer dansı. Neyse ki aralarında kalıp ezilme tehlikesi geçirmeden ayrılıyoruz mekândan. Böyle bir geceden eve yürüyerek dönmek sanırım şehrin en avantajlı özelliği.


NİLHAN FİDAN
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>