>

RÖPORTAJ

Leyla Alaton: “Potansiyelini gerçekleştirebilen kadın çağdaş kadındır”

Alarko Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı, kadının ekonomik özgürlüğünü kazanmasının önemini ve bunun için yapılması gerekenleri paylaşıyor...
 
   
 
 
     

Kendinizden bahseder misiniz?

Üniversiteyi Amerika’da okudum ve çalışma hayatına orada giriş yaptım. İlk girişimcilik deneyimimdi. Amerika’dan döndüm ve Alarko Holding’de çalışmaya başladım. Kendi danışmanlık şirketimi kurduğumda otuz dört yaşındaydım. İkinci girişimcilik maceramda başarılı oldum ama büyütmek istemedim. Yönetim kurulu üyesi olarak işleri devam ettirmek için Alarko’ya geri döndüm. Şimdi ise Alarko Holding’deki görevimin yanı sıra Alvimedica Yönetim Kurulu Başkanı olarak iş hayatındayım.

Vazgeçemediğiniz prensipleriniz nelerdir?

Daha çok insani yönlerimizi düşünerek, insanların hata yapabileceğini, hatalarından dolayı kendilerine kızsalar da kalkıp yine koşmaya devam etmeleri gerektiğini düşünüyorum. Hataların tekrar edilmesi hiç hoşuma gitmez, o konuda müsamaha etmekte zorlandığımın farkındayım. Suistimal edilmeye hiç tahammülüm olmadığını biliyorum. Ama yine de insanlara, çalışan arkadaşlarıma bol bol şans verdiğimi düşünüyorum. Ekip çalışmasına inanıyorum. Liderlik ruhumdan dolayı öncülük yapmaya, rol modeli olmaya ve ekibime iyi kaptanlık yapabilmek için de elimden geleni yapmaya her zaman hazırım. Herkes önemli ve özel olmak istiyor. Çevreni böyle hissettirebiliyor musun? Asıl mesele bu.

Kadınların iş hayatındaki yerini nasıl değerlendiriyorsunuz? İş hayatına yeni atılan kadınlar için tavsiyeleriniz nelerdir?

Yeni işe atılanlar çok uluslu şirketlerde ilk tecrübelerini yaşarlar ise standartları dünya çapında olur. Çok tavsiye ederim. Girişimcilik dediğimiz şey ise sadece bir fikirle olsaydı kolay olurdu. O fikrin hayata geçmesi için ciddi bir finans gücü gerekiyor genelde. En azından sürdürülebilir bir finans gücü gerekiyor. Orada da tecrübesi olmayan bir kadının, yediği darbelerle ayakta kalması veya ileri gitmesi zor olabiliyor.

Girişimcilik hikâyeleri aslında kadınlara çok uygun. Daha büyük start-up fonları olursa ülkemizde, bu hikâyeler daha çok desteklenir ve büyüyebilirler diye düşünüyorum. Bu bir ekosistem meselesi ve yeni oluşmaya başladı bence. Silikon Vadisi’ne benzer şekilde, girişimcilik fikirlerini destekleyici, işi bilen uzmanlara ve bu fikirlerin büyüyüp yeşermesine imkân veren bir ekosisteme gereksinim duyuluyor. O da ülkemizde yeni yeni gelişiyor.

Çağdaş kadını tanımlar mısınız? Çağdaş kadın hangi özelliklere sahip olmalı?


Çağdaş kadın; kendi gücünün, kapasitesinin, sınırlarının, isteklerinin farkında olan ve hayatını bu farkındalıklar çerçevesinde planlayan, önceliklendiren ve yaşayan kadın.

Kısacası ekonomik bağımsızlığı olan ve isteklerini, potansiyelini gerçekleştirebilen kadın çağdaş kadın.

Kadınlar iş hayatında ne gibi zorluklar ile karşılaşıyor? Kendi sektörünüzde yaşadığınız deneyimlerden ve gözlemlerden bahsedebilir misiniz?


İş dünyasında kadın olmanın zorlukları, sadece toplumun kadının sırtına yüklediği rollerden dolayı olabilir. Kadın, “süper kadın” olayına çok soyunuyor ve rollerde eşit bir görev dağılımı olmadığı için zorlanıyor. Eskiden iş hayatı hesapta yoktu. Biz geçiş dönemi kadınlarıyız. Genç nesilde benim gözlemlediğim kadarıyla hiçbir zorluk olmayacak.

İş ve sosyal hayat arasındaki dengeyi nasıl koruyorsunuz?

Önceliklerimizi bildikten sonra iş ve yaşam dengesini sağlamak hiç zor değil. Olmazsa olmazlarım, anne olarak tabii ki çocuklarım, yakın ailem, tabii ki yakın arkadaşlarım ve hayatımı kolaylaştıran, daha güzel hale getiren ekibim, yakınlarım. İş yaptığım, yeni şeyler öğrendiğim insanlar. Herkesin ayrı bir yeri var hayatımda; hem kalbimde hem de aklımda.

Bunun yanında sivil toplum kuruluşları ve kadın kuruluşlarında konuşmalara da sıklıkla vakit ayırıyorum.

Çalışmanın ve üretmenin size neler kazandırdığını düşünüyorsunuz?

Üretmekten zevk alıyorum ve bu da zannediyorum ki bana ayrı bir yaşam, çalışma şevki veriyor. Networking’e önem veririm; hayatın rengi ve zenginliğidir. İnsanı, insan farklılıklarını seviyorum. Ne kadar değişik çevreden insana dokunursam, hayatımın o kadar renklendiğini fark ediyorum. Birbirlerine karşılıklı fayda sağlayabilecek insanları bir araya getirmekten büyük zevk alıyorum.

Ben iş kadınlığım kadar, STK’lardaki kız kardeşliği dayanışmasına destek vermeyi de seviyorum. Doğru kişileri bir araya getirmeye, eğitici-öğretici paylaşımlarda bulunmaya özel ilgim ve yeteneğim var diyebilirim.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dünya genelinde ne gibi bir farkındalık yaratıyor? Sizin bugün için özel bir mesajınız var mı?

Kadınların daha alacağı çok yol var. Şöyle ki mutlaka bir süreklilik garantisi vermeleri gerekiyor. “Kadınlar iş hayatlarına ailevi nedenlerle ara verirler” varsayımıyla zaten birçok şirkette kariyerlerini engellemiş ya da kesintiye uğratmış oluyorlar. Fakat çocuk olayı bittikten sonra kadınların, bıkmadan usanmadan bu kariyer planını yapmaları, şirketlerden bu yönde talepkâr olmaları, bulundukları şirketlerde bu ciddiyette bir kariyer planlaması yapmaları gerektiğini düşünüyorum.

Kadının doğası çok güçlü. Korumacı ama içten! Artık dünyaya kadın tarzı yönetim gelmesi gerekiyor. Uzun vadeli düşünebilen bir vizyon gerekiyor. Kadınlara tek mesajım var; ne yapsınlar etsinler ekonomik bağımsızlıklarını kazansınlar. Hayatta en gerekli şey maddi olarak ayakta durabilmek. Çünkü birçok şey ona bağlı oluyor. Herkes için dileğim, “Umarım ne işte, ne de özel hayatta kötü insanlarla karşılaşırlar.”. Pes etmek yok!


 

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın

DİĞER HABERLER

cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>