>

DİĞER HABERLER

Çember hırsızları

"Saklambaç, taş sektirme, kovalamaca oyunlarını saymazsam en çok oynamak istediğim oyunlardan biri de çember çevirmeydi." Metin Aksoy'un yeni yazısı...
 
   
 
 
     
Çember hırsızları

Bahçede kardeşlerimle birlikte oynadığım; çelik çomak, saklambaç, taş sektirme, kovalamaca oyunlarını saymazsam en çok oynamak istediğim oyunlardan biri de çember çevirmeydi. Çember çevirme oyunu aynı zamanda bir yarıştı da, o oyunu oynamak, yarışmak için o kadar çok hevesliydim ki; hayalimi gerçekleştirmek için bir parça tel ve ucu çatal bir dal bulmak yeterliydi. Hayalim kadar büyük olmadığım için çember çevirenlerle boy ölçüşecek durumda değildim. Dahası çember çevirmeyi bile bilmiyordum. Öncelikle telgraf direklerine çekilen çelik demir karışımı telden bir parça bulup yuvarlak bir çember yapmalıydım. Ona da gücüm yetmiyordu, amcama yalvarmıştım bana bir çember yap diye, o da günler sonra küçücük bir çember getirmişti bana. Çatal bir dal da kesti ağaçtan, birazda boncuk balon ipliklerle süsledi, haydi çevir bakalım dediğinde bütün cesaretimi toplayıp işe koyuldum ama ilk denememde başarısız olmama rağmen, yinede mutluydum. Bir oyuncağım olmuştu. Günlerce süren denemeler sonucunda yirmi- otuz metre çember çevirebilme becerisi kazanmıştım.

İlk kez benden büyük çocuklar arasında çember çevirme yarışına girdiğim de ise sonuncu olmuştum, çok üzülmüş hatta sinirden çemberimi çiğnemiştim. Çemberim küçük olduğu için yavaştı. Ve tel ince olduğundan sürekli taşlara takılıp yoldan sapıyordu. Tekrar amcama gittiğimde, uygun bir tel bulmak için para gerektiğini söylemişti. Yapmam gereken iki şey vardı, pancar tarlasında eli kuruş karşılığında işçilere içme suyu taşıyıp para kazanmak, ya da anneme gidip bir lira istemekti. Babama gidemezdim kesin hayır diyeceğini bildiğimden üstüne azar işitmek de istemiyordum. Annemin de para bulma ihtimali çok az olduğundan, pancar tarlasında ırgatlara su taşımaktan başka şansım kalmamıştı.

Yarışabileceğim iyi bir çember sahibi olmak için iki gün çalışmam yeterliydi. İlk gün çalıştığımda yevmiyemin iki ay sonra ödeneceğini öğrendiğimde tam bir hüsrana uğramıştım. İkinci gün çalışmaya gitmediğim gibi, yapabileceğim seçenekleri araştırmaya başladım. Tek seçenek bir yerden çember yapabileceğim eli altmış santim uzunluğunda bir tel parçası bulmaktı. O tel parçasını günler belki de aylar sonra bulabilirdim. Günün belli saatlerinde telgraf direklerinin diplerini, yol kenarını gezinti alanı yapmıştım, en azından o tel parçasını bulma umudumu bu şekilde gideriyordum.

Günler sonra amcam bana bir çember bulmuştu, artık yaşıtlarımla çember yarışına girebilirdim. Yarış toprak yolda yapılıyordu, ta ki her kes yarış dışı olup bir kişi kalana dek sürüyordu. Toprak yolun ortasına düz bir çizgi çizilirdi, herkes yan yana sıralanır ve hakemin başla sesiyle çemberler çevrilmeye başlanırdı. İlk çıkışta hızlı ve etrafındakilere çarpmadan çıkmak gerekiyordu. Birkaç kişi ilk çıkışta dökülünce, şansım biraz daha artmıştı. İlk yarışımda kazanmak istiyordum, bütün gücümle çemberin peşinden çatal sopayla koşuyordum. Toprak yol bitmek tükenmek bilmiyordu, bazen tepecikleri tırmanırken zorlansam da düz yolda boy avantajımı kullanarak birçok yarışmacıyı geçmiştim ki; önde giden çocuklardan bir kaçı çemberlerini ellerine alıp tarlaların içinden hızla sağa sola dağıldılar, tuhaf bir durumdu, yine de hiçbir şey olmamış gibi ilerledim. Bir anda önümde beliriverdiler başka bir köyden gelip pusu kurmuşlardı çocuklar, yaşça benden büyüktüler ve bir düzineden fazlaydılar. Benim ve birkaç çocuğun çemberlerini aldıkları yetmiyormuş gibi bir de bize sıkı bir dayak attılar. Oyun oynarken dayak yemiştim. Çember hırsızları hayalimi yıkmakla kalmayıp hayatımın ilk dayağını da onlardan yemiştim. O günden sonra, içinde haksızlık olmayan bir oyun hayal etmeye başladım.

Metin Aksoy
metinaksoy@cosmoturk.com


Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>