>

KÖŞE YAZILARI | GÜLTEN ÇOŞKUN

Huzura Yürüyüş Mesafesi, Ortaköy…

Evrene doğru mesaj göndermek gerçekten önemli... (Gülten Çoşkun)
 
   
 
 
     

Evrene doğru mesaj göndermek gerçekten önemli; gerçekten arzu edildiği zaman ulaşamayacağı şey yok insanın. Ben bir kez daha buna inandım. Zira İstanbul’a geldiğimden beri gönlümden geçen en önemli şeylerden biriydi Ortaköy’de yaşamak. Çok zor bir şey değil belki ama kurulu düzeni bozup sil baştan düzen aramak ya da en önemlisi yanındaki kişiyi göz önünde bulundurarak hayatına devam etme zorunluluğu derken, içinde bir ukdeyle yaşamak durumunda kalıyor insan…

İki yıllık bir İstanbul geçmişimin ardından, ev arkadaşımla evleri ayırma kararı alınca ben de soluğu sokaklarda aldım. “Kız başıma” yaşayacağımı da göz önünde bulundurunca, battı balık yan gider hesabı “şu muhitte yeni eve bilmem kaç lira kira vereceğime, Ortaköy’deki eski eve şu kadar daha fazladan verebilirim” diye düşünmeye başladım. Yana yakıla ev arıyorum. Malum, Ortaköy’de evler çok eski, duşa kabini olan bir ev bulunca atlamak gerekir. Yerin bilmem kaç kat altındaki evler bile ateş pahası, derken yıldım, bıktım, umudumu kaybettim ama yine de başardım. “Eeh yeter be, daha fazla bakamayacağım” deyip en son baktığım evi tuttum. Ne de iyi ettim.

Ortaköy, “buradan ev değil, muhit alırsın” denilen semtlerden biri… İstanbul’un içinde bambaşka bir şehir sanki. İnsanları bambaşka. Güzel konuşan, hoş giyimli, pembe rujlu hanımları; kibar beyleri var buranın… Hani derler ya, “beyleri beyefendi, hanımları hanımefendi”… İzmir’in Güzelyalı’sı gibi… Medeni… Bir seslensen hemen yardıma koşacak insanlarla dolu kahveler… Peynirin ayrı dükkanı var, tavuğun ayrı…

Popüleritesine göre ucuz, her yere yakın, eğlendiren, dinlendiren, üstelik kumpircilere-wafflecılara bir adım ötede bir semt :) Entel pazarını gezip, incik boncukları kurcalamak keyifli… Boğaz turuna yüz kere çıkmış olsam da iki kıtanın tam ortasında kitap okumak da… Yorulup aralara gizlenmiş kahvelerde bir yorgunluk kahvesi içmek de… Mutluluk veren, bir başınalığı unutturan güzel köy…

Benim gibi yürümeye aşık biri için tam da yeri! Hafta sonları, sahile vuruyorum kendimi. İkinci köprüye kadar ister yürüyorum, ister koşuyorum. Müzik dinliyorum. Bebek’e varınca azıcık bankta dinleniyorum. Gazetemi alıp evime geliyorum. Belki sonrasında evden çıkmıyorum ama biliyorum; huzur bana yürüyüş mesafesinde… Evimin sakinliğinden çıkıp, istediğim her an kalabalığa karışır; saat kaç olursa olsun korkmadan evime ulaşabilirim.


GÜLTEN ÇOŞKUN
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>