>

DİYET

Dört mevsim Japon diyeti

Madonna dahil birçok ünlünün uyguladığı "uzun yaşam" anlamına gelen Makrobiyotik Diyet dört mevsime dayanıyor.
 
   
 
 
     
Madonna dahil birçok ünlünün uyguladığı "uzun yaşam" anlamına gelen Makrobiyotik Diyet dört mevsime dayanıyor. Yazın taze sebzeler, sonbaharda kök gövdeli sebze ve tahıllar, kışın ise yağlı besinler tercih ediliyor.

TEMEL PRENSİPLER

* GÜNDE üç öğün ama açken yiyin. Lokmayı 50 kez çiğneyin.

* SUSAYINCA için. Sıcak banyodan kaçının. Pamuklu giyin.

* BOYUN, bilek ve parmaklarınıza ağır aksesuvar takmayın.

Uzun yaşamın sırrı mevsimlerde

Japon Michio ve Avelino çiftinin, 50 yıl önce geliştirdiği "makrobiyotik" beslenme programını milyonlarca yıllardır uyguluyor. Temeli dört mevsime dayanıyor.

Amerika'ya 50 yıl kadar önce beslenme uzmanı bir Japon çift tarafından getirildi. Bu süre zarfında giderek yayıldı. Kanser başta olmak üzere birçok hastalığı önleme, tedavi ve uzun yaşama "diyeti" daha doğrusu beslenme programı olarak milyonlarca kişi tarafından uygulanıyor. Evet. "Makrobiyotik" adı verilen bu beslenme programını ünlü oyuncu Gwyneth Paltrow'dan ünlü şarkıcı Madonna'ya kadar çok sayıda kişi uyguluyor. Peki nedir bu makrobiyotik? Temeli neye dayanıyor? Ne gibi gıdalar yeniyor? Makrobiyotik beslenme programına göre temel yemek tarifleri, püf noktalar neler? Bu yazı dizisinde son yılların en gözde beslenme şekliyle ilgili gereken bütün ayrıntıları bulacaksınız.

YUNANCA "UZUN YAŞAM" DEMEK

Makrobiyotik kelimesi, Yunanca'dan geliyor. Uzun yaşam" (makro: uzun; biyotik: yaşam) anlamına geliyor. 50 yıl kadar önce Amerika'ya yerleşen Japon sağlık uzmanı Michio ve Aveline Kushi çifti tarafından geliştirildi. Massachusetts eyaletindeki Boston kentinde Kushi Enstitüsü'nü kuran çift, sağlıklı beslenme üzerine kurdukları programa makrobiyotik adını verdi. Onların yanında yıllarca çalışıp uzmanlaşan Michael Rossoff da bu beslenme programını Kushi çiftinden sonra dünyaya tanıtan ikinci kişi oldu. Kushi çifti, makrobiyotik kavramını sağlıklı ve uzun yaşama bilimi, bunun vücudumuzla etkileşimi olarak anlatıyor. Yediğimiz gıdalar, yaşam biçimimiz ve yaşadığımız çevre de bunun temelini oluşturuyor.

GIDALARIN ÖNEMİ

Bu amaçla makrobiyotikte ilk prensip, vücudun uyum içinde dinamik bir şekilde çalışmasını sağlamak. Bunu da gıdalarla yapmak. Batı tıbbının babası kabul edilen Hipokrat tarafından temeli çizilen makrobiyotik, kırmızı etten uzak durmak ve ağırlığı bol sebze ile tahıllara vermeye dayanıyor. Özellikle yemeklerin pişirme yöntemi, kullanılan ek malzemeler de bu beslenme programında önemli pay sahibi. Michio Kushi, beslenme temelini 4 mevsim mantığı üzerine kuruyor. Yani yaz aylarında daha hafif ve taze gıdalar, sonbaharda kök gövdeli sebzeler ile düdüklü tencerede pişirilmiş tahıllar, kış aylarında ise yağlı besinler yiyeceksiniz.

İYİ-KÖTÜ DENGESİ KURULMALI

Beslenme uzmanı Rossoff, bunun mantığını "Kış aylarında şort giymiyor ya da yaz sıcağında kürkle dolaşmıyorsunuz" diyerek anlatıyor. Kök gövdeli sebzelerin toprağa bağlandıkları sıkı köklerinden insana daha büyük güç verdiğini, buna karşılık toprağın yüzeyinde güneşe doğru yükselerek yetişen besinlerin de enerji ve hafiflik sağladığını belirtiyor. Gıdaları Japon geleneksel kültüründeki "yin ve yang" yani "iç içe geçmiş iyi ve kötü" olarak tanımlayan uzman Rossoff, "Lifli sebzeler ve meyveler vücutta rahatlama etkisi yaratır. Şeker yin'dir (iyi). Yumurta ve biftek ise yang'dır (kötü). Bu tip gıdalar iç organların çalışmasında sıkılaştırıcı, ısı yükseltici etki yaratır" diyor.

KANSER MERKEZLERİ ARAŞTIRIYOR

New York, Teksas eyaletleri, San Francisco ve Austin kentlerinde kurulan makrobiyotik merkezleri, özellikle kanser hastaları tarafından çok rağbet görüyor. Çok fazla ilgi görmesi ve faydasını gördüğünü anlatan hastaların sayısı artması üzerine Duke Üniversitesi Kanser Merkezi, San Diego Kanser Merkezi ve Teksas Üniversitesi M.D. Anderson Kanser Merkezi makroyibotik ve hastalara faydasını araştırmaya başladı. Uzmanlara göre makrobiyotik, özellikle depresyon eğilimli kişilerin ruh halini düzene sokmakta da çok etkili. Bu tip beslenmenin bir diğer temel prensibi, yemeğinizi bolca çiğnemek. Uzman Rossoff, yaklaşık 30 yıldır ağzına kırmızı et girmediğini, yıllardır uyguladığı makrobiyotik sayesinde çok sağlıklı bir bünyeye sahip olduğunu söylüyor.
Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>