>

KÖŞE YAZILARI | CENGİZ BABAEREN

Yunan Adaları`nın Çekiciliği

Louis Cristal Gemisi ile Yunan adalarını yaşamak... (Cengiz Babaeren)
 
   
 
 
     

Geçen bayram sevgili Oğlum Cenk, gelinim Tuğçe ve Pusula Tour’dan Gökmen Aydınalp’in önerileriyle, Louis Cristal gemisiyle Yunan Adalarına turistik gezi yaptım.



23 Ekim 2012’de Kuşadas’ındaki limanından gezi hayallerim başladı. Bavullarım personel tarafından bana tahsis edilen odaya götürülürken check-in işlemleri için rezervasyon katı olan 5. kattaki serviste gerekli işlemler yapıldı. Sonra gemiye kabul edilerek pasaportum gezi süresince idarede kalmak üzere seyahat süresince kullanabileceğim manyetik giriş-çıkış ve alış-verişte kullacağım özel Cruise kartımı verdiler.



Louis Cristal Gemisi,

480 adet kabini ve 1200 adet yolcu kapasiteli, 406 adet mürettebatı ile güzel bir gemi. Animasyon ekibinin Showları da gezi boyunca büyük keyif vericiydi.





Tam pansiyon konaklamalı Louis Cristal Gemisi’nin, kabinleri temiz ve özenle döşenmiş, tuvaleti ve banyosu bulunan odalarında yerler halıfleks ile döşelii Saç kurutma, telefon, gardrop, mini buzdolabı, klima ve televizyonla bütünleşmiş mükemmel bir ortam oluşturulmuş.



Gemimizin Kuşadası’ndan kalkışından itibaren hareketli ve heyecanlı bir serüvene başladık. Günün ilk duragı Patmos.

PATMOS


23 Ekim 2012 öğleden sonra Patmos’a ulaşıyoruz. Patmos veya Batmaz olarak anılan küçük ve kayalık bir ada. Patmos San Juan Manastırı’na ev sahipliği yapmakta ve Hristiyanlar için bir haç merkezi konumunda.. Adanın başlıca limanı Skala, bölgenin ticaret merkezi. M.S. 95 yılında imparator Domitian zamanında Hristiyan mahkemesinde yargılanıp Patmos’a gönderilen St. John uzun yıllar burada yaşamış. ‘’Trompet sesine benzer müthiş bir ses duydum’’ dediği yer Patmos’dur.

Ada, 1912’de Osmanlı İmparatorluğundan İtalya’ya geçmiş, II. Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya, adayı Yunanistan’a bırakmıştır.

Patmos, oldukça şirin, temiz ve sakin bir ada. Tepelerde yer alan yel değirmenleri de görülmeye görmeye değer güzellikte…







RODOS

24 Ekim 2012 sabahı gözümüzü ikinci durağımız Rodos’ta açıyoruz. Mandraki limanına demir atan gemimizden çıkınca bizi önce denizin içinden hoş geldiniz dercesine yunus balıklarının heykeli karşılıyor.

Rodos, oniki adaların içinde en büyük olan ada. 14. yy’ın hemen öncesinde tapınak şövalyeleri olarak bilinen Sen John savaşçıları tarafından fethedilen ada, Türk egemenliğine kadar savaşçıların merkezi olmuş. 1522 de Kanuni Sultan Süleyman liderliğindeki Türk kuşatmasından sonra ada boşaltılmış ve Türk egemenliği Türk-İtalyan savaşına kadar sürmüş. İtalyanlara bırakılan Rodos 1947 de 2.Dünya Savaşı sonrası Yunanistan’a katılmış.

Dünyanın yedi harikasından biri olan Rodos heykeli M.Ö.280 yılında Dorlar tarafından Rodos liman girişinde inşa edilmesine rağmen sonradan depremde yıkılmış yerine heykeli temsilen geyik heykelleri dikilmiş ve halen liman girişini bunlar süslemektedir.

Rodos adası, eski şehir, yeni şehir olarak ikiye ayrılmış durumda. Yeni şehir surların dışında yapılmış modern binalarla, alışveriş mağazalarının bulunduğu yerde yerleşime geçmiş.

Eski şehir ise, etrafı surlarla çevrili kale duvarlarının içinde yerleşmiş ve yabancı istilasından korunmak için su kanallarıyla çevrilmiştir., Halen Unesco tarafından Dünya mirası listesindedir. Surların herhangi bir kapısından içeriye girildiğinde eski şehre girmiş oluyorsunuz. Burada şövalyeler sokağının üzerinde şadırvan meydanı olarak bilinen ve ortada bir şadırvan, etrafında dizili küçük dükkanları ve kafeleri bulunmakta.

Buradaki kafelerde otururken etrafın hareketliliği içinde kendinizi tarihin içinde buluyorsunuz. Kanuni Sultan Süleyman, Rodos’u aldıktan sonra burada pek çok eser inşa ettirmiş.

Osmanlı izlerini taşıyan camiler bulunmakta. Ziyarete kapalı olan ve 19. yy da yapılmış halen ayakta duran Süleymaniye Camii, çeşmeler, eski tarihi evler, daracık parke taşlı sokaklar, Fethi Paşa tarafından yaptırılan saat kulesi, Ağa Camii ve çeşmesi, Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesi görülmesi gereken yerler.

Yakınen tanışmış oldugum ve 18 yıldır vakıf başkanlığını yapmakta olan Fethi Cengiz Bey ve kütüphaneden sorumlu aynı zamanda Yunan resmi makamlarında Türkçe tercüman olarak görev yapan Yusuf Kıbrıs’lı Bey, Hafız Ahmet Ağa Kütüphanesinin 1799 yılında inşa edildigini ve İstanbul Eyüp’te 1801 yılında dünyaya gelen Ahmet Vefik Paşa tarafından 1840 yılında vakıf haline getirildigini söylediler.

Kütüphanenin içinde 2450 adet kitap, 1250 adet el yazması, 147 adet Kuran tefsiri bulunmakta olup, önceleri yapılan şuanda izin verilmeyen Rodos’lu Türk ve Rum fakir, ihtiyaç sahibi insanlara hergün üç öğün sıcak yemek pişirilip dagıtılan kazanlar sergilenmekte.

Rodos’da şu an 4500 Türk vatandaşı yaşamakta olup tarihi eserlerin içinde sadece İbrahim Paşa Camii ibadete açık bulunmaktadır.

















GİRİT (HERAKLİON)

25 Ekim 2012 günü tan yeri ağarırken Girit Adası’nın Heraklion limanına demir atıyoruz. Gezimize doğasıyla, tarihiyle güzel bir ada olan ve içinde Venedik Kalesini barındıran, mimari özelliği ve plajlarıyla ünlü Yunanistan’ın en popüler turizm bölgelerinden biri olan Heraklion (Kandiye) limanından başlıyoruz.

Venedik Kalesi, kenti boydan boya çevreleyen duvarlarının denize uzanan ucundan başlıyor. Girit, Yunanistan’ın en büyük, Akdeniz’in beşinci büyük adası olup, özellikle zeytincilik ve şarapçılıkta gelişmiş ve ekonomide kaydadeğer ilerlemeler sağlamıştır.

Girit Başpiskoposluğu, Atina merkezli Yunanistan Otosefal kilisesine değil, İstanbul’da bulunan Fener Patrikhanesine bağlıdır. Dünyaca meşhur yazar Nikos Kazancakis Girit’li olup mezarı da Heraklion’da bulunmaktadır.

Girit adasında ilk görülmesi gereken yerlerden birisi Heraklion kent merkezine 8 km. uzaklıkta bulunan Knossos antik kentidir.

Girit’e egemen olan Minos uygarlığının tarihsel kalıntıları, saray ve çevresinde bulunan yapılaşmalar depremlerle zarar görmesine rağmen uygarlığının mimarisiyle halen ilgi çekmektedir.

Dar sokaklarıyla, beyaz badanalı evlerin avlularındaki siyah ve beyaz üzüm salkımlarıyla cazibesini korumakta olup, tavernalarında geleneksel oyunlarını sergilemektedirler.









SANTORİNİ

Bu günün ikinci durağı Santorini. Denizden 250 m. yukarıdaki tepede kurulu olduğundan büyük gemiler genelde limana yanaşamıyor.Açıkta demir attıktan sonra yolcuları botlarla karaya çıkarıyorlar.

Santori’nin merkezine çıkmak için birinci yol otobüslerle diğeri de teleferikle ulaşmak.

M.Ö.1450’de volkanik bir patlama sonucu oluşan krater adanın en çekici yerlerinin başında geliyor.

Geleneksel mimari özellikleriyle mavi kubbeli kiliseleri, göz alıcı manzarasıyla doğal bir güzellik sergilemekte olan Oia Köyü kesinlikle gezilmeli. Sardunyalı, küçük havuzlu terasları, merdivenli dar sokaklarını büyüleyici.

Gece Santorini’den ayrıldıktan sonra bütün gece Ege’nin mavi sularında yol aldık. Şehrin ışıklarını geride bırakıp eğlenceli ve hoşça geçen bir gün geçirdik..





ATİNA (PİRE)

26 Ekim 2012’de sabah erken saatte bizi ilk karşılayan Pire Limanına yanaştık.

Atina şehir turumuz Pire Limanı’ndan gemiden indikten sonra otobüslere binerek başladı.

İlk olarak dünya müsabakalarının yapıldığı Olimpiyat stadını gördük. Gezimiz yerel üniformalı askerlerin nöbet tuttuğu Parlemento binasının bulunduğu bölgeye gelince askerlerin nöbet degişim tarz ve şekillerini seyrederek Akropolis’e doğru gitmek üzere hareket ettik.

Atina, Yunanistan’ın başkenti olmakla birlikte nüfusuyla en büyük şehridir. Pire limanına 7 km. uzaklıktadır. Modern bir şehir olan Atina’nın ismi, koruyucusu olan savaş tanrıçası Athena’dan gelmektedir. Atina’nın merkezinde ve deniz yüzeyinden 150 m. yükseklikte bulunan Akropolis’e geldik.

Akropolis, eski dönemlerde kale ve tapınak olarak kullanılıyormuş. Sarp ve surlarla çevrili bir tepenin üzerinde olan Akropolis, eski Yunan kentlerinde yüksekliklere verilen addır.

Yunanca Akropolis. ‘’Yukarıda bulunan şehir’’ anlamına geliyor.

Eski Yunanistan’ın koruyucu tanrıçası Athena’nın baş tapınağı olarak inşa edilmiş olan dev sutunlarla çevrili olan dikdörtgen şeklindeki Parthenon çeşitli dönemlerde kilise ve cami olarak kullanılmış.

1980 yılından beri restorasyon işlemleri devam etmekte olan Akropolis görülmeye değer bir yer. Akropolis’in sol tarafında bulunan Karyatides heykelleri dimdik ayakta durmaktadır.

Akropolis’ten aşağıya baktığımızda Roma’lı Herodos Atticus’un M.S.. 161’de yaptırdığı bin kişilik tiyatroyu görüyoruz.

Onarılan bu yapı halen günümüzde müze olarak ve tiyatro festivallerinde kullanılmaktadır. Zaman darlığından tekrar gemimize geri dönerek Mykonos’a hareket etmek için limandan demir alıyoruz.





















MYKONOS

26 Ekim 2012, Atina turumuzun sonunda Mykonos (Mikonos)’a akşamın gün batımında ulaşıyoruz.

Mykonos’un gün batımı seyredilmeye değer bir güzellikte. Ada, muhteşem manzarasından dolayı Ege adalarının en popülerleri arasında yerini alıyor.

Sabahın ilk ışıklarına kadar süren renkli gece hayatı eğlencelerinin yanı sıra sosyetenin tercih ettiüi Yunan adalarının en gözde ve en uğrak yeridir.

Adada hayat çok geç başlar. Bitmek bilmeyen eğlence ile yaşama renk katılan bir yer Mykonos.

Özgürlükler adası olarak anılan bu yerde her şey serbest. Çılgın partilerin mekanı olarak nam salmış Paradise (Cennet) plajı ve Super Paradise denizin, güneşin olduğu kadar eğlencenin de doruga ulaşıldıgı bir yer.

Mykonos’un dar sokakları ve beyaza boyanmış sardunyalı balkonlu evleri adaya gelen turistlere küçük Venedik’e geldiklerini hatırlatıyor. Sahil boyunca sıralanmış restaurantlarda damak tadına göre geleneksel Yunan yemeklerini tadabilir, keten ve dantel perdeler satılan değişik alışverişlerin yapılabildiği ufacık ve şirin dükkanları gezebilirsiniz.















27 Ekim 2012 günü dolu dolu geçirdiğim güzel bir tatil sonunda Kuşadası’na ayak basmamla birlikte içime huzur dolu bir güzellik kapladı.

Bana bu güzellikleri yaşatanlara minnet ve şükran borçlarımı tekrar sunarak başka bir tatilde yine beraber olacağımızı ümit eder, Pusula Tour (www.pusulatour.com) ve Gemi com.tr (www.gemi.com.tr) ‘nin sevecen ve çalışkan personel ve yetkililerine teşekkür ederim.






CENGİZ BABAEREN
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>