>

RÖPORTAJ

Bordo Bereliler 2: Afrin

“Şehitlik ve gazilik bu toprakların sigortasıdır” Bir Cenk-Tuğçe Babaeren röportajıdır…
 
   
 
 
     

Özel Kuvvetlere bağlı bordo bereli askerlerin terör örgütlerine yönelik yaptıkları operasyonu konu alan ve Afrin’de başlayıp, Bursa İnegöl’de son bulan “Bordo Bereliler 2: Afrin sinema filminin çekimleri Bursa’nın İnegöl ilçesinde başladı.

Yapımcılığını Erdoğan Yaprak ile Ali Ertem’in (16 Medya Film), yönetmenliğini Erhan Baytimur’un yaptığı filmin oyuncu kadrosunda birbirinde değerli isimler yer alıyor.

Bordo Bereliler setinde filmin oyuncularından Cenk Ertan, Sedat Mert ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.



CB.TB.: “Bordo Bereliler 2 Afrin filminin hikayesini anlatır mısınız…”

C.E: Hikaye Afrin’de başlayıp İnegöl de sona eriyor. Birinci filmin hikayesinde komutanımız Suriye’de esir kalıyordu, biz de onu kurtarmaya gidiyorduk; bu filmde ise taze çaylağın eğitimini ele alıyoruz. 20 kişi ile başlanan eğitim 6 kişiden 1 kişiye düşüyor ve işte bundan sonra hikaye tam da bu anda bir istihbarat geliyor ve teröristler Türkiye’ye füze başlığı sokuyor. Ve biz de onları yakalamak için var gücümüzle çalışıyoruz. Filmin kısa özeti bu şekilde…

CB.TB.: “Film çekimleri sırasında yaşadığınız zorluklar neler?”

S.M.: İlk ‘Bordo Bereliler Suriye’ filmde oldukça zor şartlarda çalışmıştık. Eksi derecelerde çekilmişti ve çıplak suda bir sahne vardı donmuştum resmen.

C.E: Kesinlikle zorlukları birinci filmde yaşadık. Dağ başındaydık. Adana Düziçinde 100 km başlayıp Suriye’ye doğru ilerledik ve imkansızlıklar çoktu. Catering yok, yemek getirecek şirket yok, karavan kiralayabileceğin bir yer yok, otel yok, su yok! Film çekilen sete gittiğimizde yarı aç, yarı tok haldeydik. Sonuçta dağ başı. Ama askerler böyle yaşar.

S.M.: Askerlerin durumu tam survivor durumu… Ne kadar iyi eğitim almış olurlarsa olsunlar mutlaka zorluk çekiyorlar. Kolay değil….

CB.TB.: “İlk film ne kadar gişe yapmıştı?”

S.M.: İlk filmin izlenme sayısı 160-170 bin gibiydi. Bu ikinci filmle ikiye katlayacağını düşünüyoruz. Zaten televizyonda yayınlandığında da sıkı reyting almıştı. İlk üçe girmiştik.

CB.TB.: “Peki sinema ve dizi senaryoları hakkındaki görüşleriniz neler”

C.E.: İyi senaristler var ama onların da camiada yer bulmaları gerçekten zor… Mesela Amerika’da senaristler televizyonlar için diziyi yazıyor ama her şey baştan planlanmış. Bizde durum biraz karışık. Üç bölüm senaryo yazılıyor, çekilmeye başlanıyor ve bir-iki bölüm yayınlandıktan sonra reytinge bakılıp devam kararı veriliyor. Zaten diziler resmen film gibi çekilmeye başlandı. Şu an 2 saat 45 dakka bir dizi bölümü yayınlanıyor. Senarist oturup beş günde senaryoyu yazmaya çalışıyor. Bir Amerikalı senariste deseniz ki; “-Bunu bana beş günde yaz” hemen üç ay zaman lazım der.

S.M.: Cenk’in dediği gibi dizi süreleri oldukça uzun. Resmen 100 sayfa iş çıkıyor. Dünya standartlarında üç bölüm olacak konuyu biz bir bölümde çekmeye çalışıyoruz. Hem bizim hem de senaristin canı çıkıyor. Zaten şu an yayınlanan dizilerin de bir çoğu da Kore’den… Biraz Kore oluyoruz… :)

CB.TB.: Peki şu an film-dizilerin izlenme platformları nasıl şekillendi?

CE.SM.: “Artık bilinçli seyirci genellikle film-dizileri internetten izliyor ve 45-50 dakika izleyip bitiriyor veya biriktirip bir kerede üç beş bölüm izliyor.

C.E.: Bildiğiniz gibi Umutsuz Ev Kadınları’nda (Desperate Housewives) tam üç sezon oynadı bizde. Ama biz 9 sezonluk diziyi üç sezonda yedik. Bir bölümü normalde elli dakika idi biz de ise ikibuçuk saat. Bu arada Umutsuz Ev Kadınları’nın tutmasının sebebi hikayenin kurgusuydu. Ben şu gözle bakıyorum: İnsanlar işlerinden çıkıyor, eve gidişi 1-2 saat, haberlere bakıyor, o arada yemekler yapılıp sofra kuruluyor. Haberler bittiyor, dizi başlıyor. Yemek bitiyor sofralar toplanıyor, çaylar demleniyor, kahveler içiliyor dizi hala devam ediyor.

C.B.: “Şahsen savaşa karşıyım. Son dönemlerde oldukça fazla savaş filmleri çekiliyor. Gençlerimizi askerliğe özendirmek için güzel bir şey ama askerlikten korkan gençler de yok değil. Bu gençler için neler söylemek istersiniz?”


S.M.: Genele konuşayım. Tüm dünyada en çok satılan ürünler kamuflaj ürünleri. Resmen moda akımı var. Ben yörük çocuğuyum. Atalarım bizi alıp Ege bölgesine yerleştirmişler. Askerlik gözümü açtığımdan beri bu toprağın, bu bayrağın altında ve ezanlarımızla bizi bir tutan bir hizmet. Maalesef son yıllarda olanlardan dolayı dış mihraklar ordu ve askerin üzerinden güven kaybettirmeye çalıştılar. Tam da bu anda insanları bir araya getirmek gerekiyordu. Bizi özümüzde birleştiren de bu. Gençler zaten askere gitmekten korkmuyorlar. Korkanlar da varsa bence mutlaka askerliklerini yapmalılar.

CB.TB.: “Son olarak neler söylemek istersiniz?”


C.E.: Bordo Bereliler 2: Afrin bir aksiyon-macera filmi bunu hep söylüyorum…Ve gerçek hikayeleri barındıyor. Biz de abartarak satmak var… Çok zorluk çektik. Yapımcılarımızın amacı para kazanmak değildi. Sinemaya karşı tutkuları var. Bu tutkuyu taşıyan pek yok artık sektörde. Sektör belli başlı insanların elinde. Biz bir savaş ordusu değil, barış ordusuyuz. İlk filmde bir hikaye anlattık ama hiç bişeye özendirmiyoruz.. İkinci filmde ise senaryo biraz klişelerle dolu ama çok akıcı bir hikaye… Bu senaryonun başı ve sonu belli.

 

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın

DİĞER HABERLER

cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>