>

RÖPORTAJ

Sinema Ye, Sinema İç, Sinemayı Düşle… Sanjoy Ghosh

Sangoy Ghosh ile beyaz perdenin büyüsü ve hayatın gerçekleri üzerine... (Cenk Babaeren)
 
   
 
 
     



Sangoy Ghosh
Hindistanlı bir yapımcı. 6 sene. 20 ülke 1 film. sloganıyla beyaz perdeye sunulan, film festivallerinden ödüllerle dönmüş ve yönetmenliğini “Alexis Krasilovsky’in” üstlendiği “Bırakınız Pasta Yesinler / Let Them Eat Cake” belgeselinin de ortak yapımcısı.

Sangoy Ghosh
ile beyaz perdenin büyüsü ve hayatın gerçekleri üzerine, Cosmoturk Yayın Grubu'nun Medya Sponsoru olarak destek verdiği "Elazığ Uluslararası Çaydaçıra Film Festivali" kapsamında keyifli bir röportaj yaptım.

Röportajım sırasında ingilizce çeviriler için yardımcı olan sevgili İlker Mutlu'ya ve röportajın ingilizce versiyonunu eksiksiz olarak Cosmoturk için çeviren Dilkent Tercüme ofisine de ayrıca teşekkür ederim.

Hadi başlayalım!...

-------------------------------------------------------------------------------------------------

BIRAKINIZ PASTA YESİNLER BELGESEL FİKRİ NE ZAMAN VE NASIL ORTAYA ÇIKTI?

Bu uzun bir hikaye… Bu filmin hem yazarı hem de yönetmeni Alexis Krasilovsky Amerika’da yaşıyor. Ben ise Hindistan’da yaşıyorum. Proje için üçüncü bir ülkede bir araya geldik. Ve uluslararası yapımın olasılıklarını tartıştık. Çünkü belgese 20 ülkede çekilecekti. Kahvaltı masasında projenin ilk haline şekil verdik. Sonrasında ülkelerimize geri döndük. Daha sonrası internet üzerinden projeyi geliştirdik. Projeyi son haline getirmemiz tam 6 yılımızı aldı. Çünkü finansal bir desteğimiz yoktu. Pek çok ülke bu işin içinde yer aldı. Bundan dolayı afişimizde zaten 6 sene. 20 ülke. 1 film. sloganımız var.

NEDEN UZUN METRAJ FİLM ÇEKMEK YERİNE BU BELGESELİ YAPMAYI TERCİH ETTİNİZ?

Bu iyi bir soru. Alexis temelde bir belgesel yönetmeni. İlk başta Amerika’da pastacılık üzerine çekmeyi düşünmüş. Tartışmalarımızda bunu evrensel bir boyuta taşımaya karar verdik. İlk başından bu yana para ya da kar amacımız olmadı. Konunun eşsizliği ve anlaştığımız konuya duyduğumuz tutku bu belgesel filmi yapmamıza sebep oldu.

“YÖNETMENLERİN GÖREVİ SORUNLARI ÇÖZMEK DEĞİLDİR”

BU BELGESEL DÜNYA’DAKİ FAKİRLİĞİN VE UÇURUMUN BİR GÖSTERGESİ. BU DENGENİN AZALTILMASI İÇİN NELER YAPILABİLİR?


Bu bizim de kafamızdaki en önemli soru. Ama film yönetmenleri doktor değildir. Eğer bu bir hastalıksa toplumu kontrol eden insanlar bu farkı kapatmanın bir yolunu bulmalılar. Kısaca yönetmenlerin görevi sorunları çözmek değildir. Biz sadece bunları gösteririz. Zaten belgeseller aracığıyla bu tarz problemlerin altını çizerek sorunları beyaz perdede gösteriyoruz.

BELGESEL HARİCİNDE YENİ UZUN METRAJ FİLM PROJENİZ VE TÜRK YAPIMCILARLA ORTAK BİR PROJENİZ OLACAK MI?

Aslında mesele hangi yapımcı değil… Mesele ortak bir projede birleşmek. Sizinle geleneklerimiz zaten birbirine benziyor. Bundan dolayı bir Türk yapımcıyla ortak bir projeye imza atacağız.



“TÜRK FİLMLERİ HİNDİSTAN’DA HER ZAMAN POPÜLER OLMUŞTUR”


PEKİ TÜRK YÖNETMENLERİ NASIL BULUYORSUNUZ?

2005’e kadar Kolkata Film Festivali’nin film programlarını hazırlıyordum. Sonra bıraktım. Bundan dolayı bir çok filmi izledim. Türk filmlerini de izleme fırsatı buldum Zeki Demirkubuz, Ali Özgentürk, Nuri Bilge Ceylan ve Yılmaz Güney’i tanıyorum. Türk filmleri Hindistan’da her zaman popüler. Seyircimiz seviyor. Ancak Hindistan sinema salonlarında Türk filmleri Amerikan filmlerinden dolayı pek salon bulamıyor. Çünkü Amerikan sineması sinema salonlarının çoğunu kendi filmleri için kapatıyor.

BİLDİĞİM KADARIYLA HİNDİSTAN BİR İNGİLİZ SÖMÜRGESİ. NİYE AMERİKAN SİNEMASI SALONLARI KAPATIYOR?

Bu da iyi soru. Bu bir siyaset. Amerikan film endüstrisinin bir pazarlama stratejisi. Türkiye’de bile Amerikan filmlerinin ağırlığını görürsünüz. Öyle değil mi?

BUNA AMERİKAN FİLMLERİNİN BEYİN YIKAMA OPERASYONU DİYEBİLİR MİYİZ?

Tabi ki… Büyük oranda doğru. Ancak “Pi’nin Hayatı” gösterime girdiğinde onun beyin yıkayıcı bir film olduğunu düşünmedim. Çünkü filmin bir felsefesi vardı. İnsan ruhuyla bağlantılıydı. Ve insaniyetten konuşabiliyorduk. Ama bu her zaman olmuyor.

“SADECE YAPAY, YANİ TİCARİ AMAÇLA SİZE ULAŞAN FİLMLERİ GÖRÜYORSUNUZ”

ŞU AN HİNDİSTAN SİNEMASI GERÇEK HAYATTAN UZAK DEĞİL Mİ?


Bu gerçek. Sorun şu ki; siz sadece yapay, yani ticari amaçla size ulaşan filmleri görüyorsunuz. Hindistan’ın içinde de bir sürü eyalet var. Yani bir başka Hint sineması da var. Eğer bu filmleri de görürseniz o zaman daha farklı düşüneceksiniz.

O ZAMAN BU HERKES İÇİN SİNEMA MI OLUYOR?


Evet.

“RAJ KAPOOR, CHARLIE CHAPLIN’DEN ESİNLENDİ!...”

TÜRKİYE, AMERİKAN, HİNDİSTAN VE İRAN SİNEMASI ARASINDAKİ FARKLAR NELER?

Hiç biri farklı değil. Bütün ülkeler sahte mutluluk üzerine filmler yaparlar. Ve birbirlerinden etkilenirler. Mesela Charlie Raj Kapoor, Chaplin’den esinlendi!... Esinlenmeler her zaman olacak ancak bu ülkeler arasındaki tek fark: Amerika’nın harcayacak daha çok parası olması….

“DAHA AZ HARCARAK DA DAHA İYİ FİLMLER YAPILABİLİR”

HİNDİSTAN SİNEMASI PARA KAZANIYOR MU?

Dışarıdan gördüğünüz gibi değil. Sadece “Bollywood” olarak düşünürseniz bunların sadece yüzde on’u para kazanıyor. Aslında daha az parayla daha çok kar edebilirsiniz. Mesela bir örnek: Yüz dolar harcadınız ve yüzde on kazanırsanız yüz on dolarınız olur. Sonrasında yeni proje için elli dolarını harcayın. Böylece altmış dolar kar edin. Böylece karın yüzde yirmidir. Daha az harcayarak da daha iyi filmler yapılabilir.

“BU VİRÜS GİBİ BİR ŞEY”


Y KUŞAĞI DENEN YENİ BİR KUŞAK VAR. VE BU KUŞAK İNTERNETTEN FİLM İNDİRMEYİ SEVİYOR. PEKİ BU SİZİN İÇİN BİR TEHLİKE Mİ?

Bu hem iyi, hem de kötü. Neden kötü? Çünkü, çok büyük bütçeli filmleri de indiriyorlar. Yapımcılar korsanlığı durduramıyorlar. Bu virüs gibi bir şey. İyi tarafı ise yarınla bugün arasında kurulan dijital teknoloji. Genç jenerasyon gelecekte bu teknolojiyi kullanarak daha yaratıcı çalışmalar yapacaklar. Şu an biraz kafaları karışık olduğu için sadece indirmeye yönelmiş durumdalar. Ama bu geçici bir şey…

PEKİ MANUEL TEKNOLOJİ İLE DİJİTAL ARASINDAKİ FARK NE?

Artık eski tarza gerek yok. Zamanı geriye döndüremezsin. Yeni teknoloji var. Yakından takip edilmeli. Film yapmak için sana daha kolay, daha ucuz yollar sunuyor. Bunu zaten kullanmak zorundasın. Teknoloji sadece bir araçtır. Ama sinema buradadır. Mesela “Birdman veya Cahilliğin Umulmayan Erdemi” filminde tüm teknolojileri kullandılar. Ve bu film ilk defa gişe canavarı olmayan bir film. Ve Oscar’da ödül aldı.

FİLMLERİN İÇİNDEKİ GİZLİ REKLAMLARLA YAPIMCILAR GİŞEDEN DAHA ÇOK PARA KAZANMIYORLAR MI?

Zaten o markalar özel reklamlarını medya kuruluşlarında yayınlıyorlar. Filmlerin içinde gösterilen gizli reklamlardan çok para kazanılacağına inanmıyorum.

TÜRKİYE’DEKİ SİNEMA ÖĞRENCİLERİ İÇİN NELER TAVSİYE EDERSİNİZ?

Sinema ye, sinema iç, sinemayı düşle….



“İKİ UZUN METRAJ FİLM ÜZERİNE ÇALIŞIYORUM”


YENİ PROJELERİNİZ NELER?

Şu an iki uzun metraj film üzerine çalışıyorum. Bir tanesi Bengal’in siyasi durumu üzerine. Çünkü Bengal otuz yıldan fazla komünist yönetimdeydi. Diğer uzun metraj projem ile Türkiye’de ve bir Türk yapımcıyla devam ediyor. Bu film genç jenerasyonun düşleri ve umutllarıyla alakalı olacak. Bu benim için çok önemli bir proje.

“ROMA BİR GÜNDE İNŞA EDİLMEDİ”

ELAZIĞ FİLM FESTİVALİ VE DİĞER TÜRK FİLM FESTİVALLERİ HAKKINDA NELER DÜŞÜNÜYORSUNUZ?

Türkiye çok büyük bir ülke. Bu yüzden halen yapılan festivaller yeterli değil. Her ilde en az bir film festivali olmalı. Kültür Bakanlığınız bu konuda daha fazla yatırım yapabilir. Unutmayın Roma bir günde inşa edilmedi. Bundan dolayı film aşıkları hep birlikte gücümüzü birleştirmeliyiz. Buradaki en önemli şey film aktivistliği…

AKTİVİZM DERKEN NEYİ KASTEDİYORSUNUZ?

Bence sinemaya hizmet etmek için ne gerekiyorsa onu yapan kişidir… Yönetmende olsan, yapımcı, oyuncu, gazeteci yani kısaca bu alana gönül vermiş herkes aktivisttir.

“MUTLULUK BİR DÜŞÜNCE DURUMDUR”

GERÇEKTEN DÜNYA HALKI MUTLU MU? YOKSA FİLMLERLE SANAL MUTLULUKLAR MI VERİLİYOR?

Mutluluk bir düşünce durumdur. Zihinde olur. Psikolojik bir şeydir. Düşünün bir kral dünyanın en zengini olabilir, ama mutlu değildir. Fakir birinin belki hiç bir şeyi yoktur. Ama mutludur. Peki bunu nasıl açıklarsınız?

AMA HİNT SİNEMASINA BAKTIĞIMIZDA ÇOĞU FİLMLERDEKİ KARAKTERLER MUTLU, DEVAMLI DANS EDİYORLAR, EĞLENCE DİZ BOYU… BUNU NASIL AÇIKLIYORSUNUZ?

Bu tamamen sanal bir gerçeklik. Sadece Hint sinemasına özgün bir durum değil. Mesela Elazığ Film festivaline geldim Elazığ’ı bir turist olarak gördüm. Bizi nereye götürürlerse her zaman rahat ettirip, en iyi yerlerine götürdüler. Gerçek anlamda halkın arasına pek karışma fırsatı bulamadım. Eğer bir ülkeyi gerçekten anlamak istiyorsan kimseden habersiz olarak gezmelisin. Mesela “Motorsiklet Günlükleri - Che Guevara” filmini mutlaka izlemelisiniz. Yönetmenliğini Walter Salles yaptı. İzledikten sonra gerçek hayatı daha iyi anlarsınız. Çünkü kendi gözlerinizle görürsünüz. Bakın, düşünmeniz gereken çok önemli bir şey var. Bugünlerde belgesel ile uzun metraj filmler arasında fark kalmadı gibi. Aynı mantıkla çekmeye başladılar. Bu sinema için çok iyi bir şey. Tabi ki ticari olmayan filmlerden bahsediyorum. Gerçek hayatı anlatan filmler bunlar…

Röportaj: Cenk Babaeren
Cosmoturk Genel Yayın Yönetmeni
cenkbabaeren@cosmoturk.com
twitter.com/cenkbabaeren

facebook.com/cenkbabaeren
instagram.com/cenkbabaeren




BIRAKINIZ PASTA YESİNLER (LET THEM EAT CAKE), 2014


ABD | Blu-ray, Renkli, 81’ | Bangla, Bengali, İngilizce, Fransızca, Guerze, Japonca, Jikarilla Apaçi, Somali, İspanyolca, Telugu, Turkana, Türkçe

Yönetmen: Alexis Krasilovsky

Nasıl oluyor da birilerini hasta edebilen ve hatta öldürebilen bir şey, tutkunun ve kültürel değerlerin tatlı bir ifadesi haline gelebiliyor? Bazıları için lüks iken, diğerleri için yemek yerine geçen hızlı bir çözüm olan pasta giderek daha fazla insan için gözden düşen geleneksel bir yiyecek çeşidi. Hamur işinin hazlarına ve risklerine küresel bir bakış atan film, izleyicinin iştahını kabartan pasta yapımı sahneleriyle de hem haz hem de risk içeriyor.

http://www.imdb.com/title/tt3241852/





ENGLISH VERSION:


EAT, DRINK AND DREAM CINEMA. – SANGOY GHOSH


Sangoy Ghosh is an Indian producer. He is the producer of the documentary “Let Them Eat Cake” which was reflected on the silver screen with the tag line “6 years. 20 countries. 1 cinema.”, received many awards from film festivals and of which the director was Alexis Krasilovsky.

I did a pleasant with Sangoy Gosh on the magic of the silver screen and the realities of life.

Let’s start, then!

WHEN AND HOW WAS THE IDEA FOR THE DOCUMENTARY “LET THEM EAT CAKE” BORN?


This is a long story. Alexis Krasilovsky, who is both the scriptwriter and the director of this documentary, lives in USA. I, on the other hand, live in India. We got together in a third country for the project and discussed the possibilities for an international production because the documentary would be shot in 20 countries. We gave the project its first form during a breakfast. Then we returned to our countries. Afterwards, we developed the project over the internet. It took us 6 years to bring the project to its final state because we did not have any financial support. Many countries were involved in it. This is why the tag line on our poster is “6 years. 20 countries. 1 movie.”

WHY DID YOU CHOOSE TO SHOOT A DOCUMENTARY INSTEAD OF A FEATURE-LENGTH MOVIE?

Good question. In reality, Alexis is a documentary director. She first considered shooting a documentary on pastry in USA. During our discussions, we decided to bring a universal dimension to the idea. From the start to the end, we never aimed for money or profit. The uniqueness of the topic and the passion we both had for it were the reasons that led us to shooting this film.



“IT’S NOT THE DIRECTORS’ DUTY TO SOLVE THE PROBLEMS IN THE WORLD”


THIS DOCUMENT BRINGS THE POVERTY AND SOCIAL GAP IN THE WORLD. WHAT CAN BE DONE TO BRING BALANCE TO THE EQUATION?

This is the most important question in our minds as well. But movie directors are not doctors. If this is a disease, people who control the society should find a way of eliminating this gap. In short, it’s not the directors’ duty to solve the problems in the world. We only display these for the world to see. We use documentaries to highlight these problems on the silver screen.

APART FROM DOCUMENTARIES, WILL YOU PRODUCE A NEW FEATURE-LENGTH FILM OR A JOINT PROJECT WITH TURKISH PRODUCERS?

This is not a question of which producer to work with. What’s really important is to be united on a common project. Our traditions and yours are already similar to each other. Therefore, I will work with a Turkish producer in a joint project.

“TURKISH MOVIES HAVE ALWAYS BEEN POPULAR IN INDIA”

WHAT DO YOU THINK ABOUT TURKISH DIRECTORS, THEN?

Up until 2005, I was responsible for preparing the film programs of the Calcutta Film Festival. I watched quite a lot of movies before I quit the job. Turkish films were also among these. I know Zeki Demirkubuz, Ali Özgentürk, Nuri Bilge Ceylan and Yılmaz Güney. Turkish movies have always been popular in Indıa. Our audience enjoys them. However, Turkish movies are not screened much in Indian movie theaters because of American movies. This is because American cinema occupies most movie theaters for its own films.

AS FAR AS I KNOW, INDIA IS A BRITISH COLONY. WHY IS IT USA THAT DOMINATES THE INDIAN MOVIE THEATERS?

Another good question. This is all politics. It’s the marketing strategy of the American film industry. American movies also dominate the theaters in Turkey, don’t they?

CAN WE CALL IT A BRAINWASHING OPERATION BY AMERICAN MOVIES?

Of course. This is true to a large extent. But I didn’t think that “Life of Pi” was a brainwashing movie when it was released because it was based on a particular philosophy. It was connected to human psyche. We could talk about being human. But this is not always the case.

“YOU ONLY SEE GENERIC MOVIES WHICH ARE SCREENED FOR COMMERCIAL PURPOSES”

ISN’T INDIAN CINEMA FAR FROM REAL LIFE CURRENTLY?

Not really. The problem is that you only see generic movies which are screened for commercial purposes. There are many provinces in India and another type of Indian cinema. You will think differently if you watch movies from that cinema as well.

SO THIS IS CINEMA FOR EVERYONE?

Yes.

RAJ KAPOOR WAS INSPIRED BY CHARLIE CHAPLIN

WHAT ARE THE DIFFERENCES BETWEEN TURKISH, AMERICAN AND INDIAN CINEMAS?

There aren’t any. All nations shoot movies based on fictitious happiness. And they are all influenced by each other. For instance, Raj Kapoor was inspired by Charlie Chaplin. Such interactions will always exist and the only difference that could be counted between these nations is the fact that USA has more money to spend.

“YOU CAN SHOOT BETTER MOVIES WITH LESS MONEY”


IS INDIAN CINEMA MAKING ANY MONEY?


Things aren’t as they seem. Take Bollywood for instance; only ten percent of Bollywood movies make money. In reality, you can turn more profit with less spending money. Here’s an example: If you spend a hundred dollars and earn ten percent profit, you get a hundred and ten dollars. Next time, spend only fifty dollars and earn sixty dollars. You will end up with twenty percent profit. You can shoot better movies with less money.

“PIRACY IS LIKE A VIRUS THAT CANNOT BE STOPPED”

THERE IS A NEW GENERATION KNOWN AS GENERATION Y AND THEY PREFER ILLEGALLY DOWNLOADING MOVIES OVER THE INTERNET. DOES THIS POSE A DANGER TO YOU?


This is both good and bad. It’s bad because these people also download movies with big budgets. Piracy is like a virus that cannot be stopped by producers. On the other hand, it’s good because this new digital technology they are using is the bridge between today and tomorrow. The new generation will use this technology to produce more creative works in the future. They are currently focused on the downloading part only because they are a little confused. But this is a temporary thing.

WHAT IS THE DIFFERENCE BETWEEN OLD TECHNOLOGY AND NEW TECHNOLOGY?

We don’t need the old technology anymore. We can’t turn back time. There is newer technology which we should follow closely because it provides us easier, cheaper ways to shoot movies. We are bound to use it in any case. Technology is only an instrument that keeps on changing while the movies are always here. For example, the producers of the movie “Birdman or the Unexpected Virtue of Ignorance” used every technology that was available and the movie was awarded an Oscar even though it was not a blockbuster movie.

DON’T MOVIE PRODUCERS EARN MORE MONEY THROUGH THE HIDDEN ADS IN FILMS THAN THEY EARN AT THE BOX OFFICE?

Brands that give such ads publish these on all the other media channels as well. I don’t believe that hidden ads in movies bring much money.

WHAT ADVICE DO YOU HAVE FOR THE CINEMA STUDENTS IN TURKEY?

Eat, drink and dream cinema.

“I’M CURRENTLY WORKING ON TWO FEATURE-LENGTH MOVIES”

WHAT ARE YOUR NEW PROJECTS?

I’m currently working on two feature-length movies. One of them is about the political state of Bengal. The country had been under communist regime for over thirty years. My other feature-length movie project is in Turkey with a Turkish producer. This movie will be about the hopes and dreams of the new generation. It’s a very important project for me.

“ROME WASN’T BUILT IN A DAY”

WHAT DO YOU THINK OF ELAZIĞ FILM FESTIVAL AND THE OTHER TURKISH FILM FESTIVALS?


Turkey is a very big country and the number of the festivals currently held in it is still not sufficient. There should be at least one film festival in every city. Your Ministry of Culture could make more investments in regard to this subject. Remember, Rome wasn’t built in a day. Therefore, movie enthusiasts like us should unite and engage in film activism.

WHAT DO YOU MEAN BY ACTIVISM?

In my opinion, an activist is a person that does whatever is necessary to serve cinema. It doesn’t matter whether you’re a director, producer, actor or journalist; if you’ve set your heart on cinema, then you’re a film activist.

“HAPPINESS IS A STATE OF MIND”

CAN PEOPLE BE REALLY HAPPY OR DO MOVIES JUST DEPICT UNREAL HAPPINESS?

Happiness is a state of mind. It is a psychological phenomenon that only exists in your head. Just think, a king with a wealth beyond imagination can be unhappy while a poor man with nothing to depend on can be happy. How do you explain that?

BUT THE CHARACTERS IN MOST INDIAN MOVIES ARE HAPPY AND DANCING. THEY NEVER STOP HAVING FUN. WHAT CAN YOU TELL US ABOUT THAT?


This is entirely an artificial reality and isn’t specific to Indian cinema. For example, when I attended the Elazığ Film Festival, I only got to saw it through the eyes of a tourist. They took me to the best places and made sure that I was as comfortable as possible. I didn’t get a chance mingle with the public and experience the real side of Elazığ. If you really want to understand the reality of a country, you should tour it without any assistance. In this respect, I recommend that you watch the movie “Motorcycle Diaries: Che Guevara”. It was directed by Walter Salles. It will be easier to understand real life after watching this film because you will have seen it through your own eyes. There is also a very important issue to dwell on. These days, there are almost no differences between documentaries and feature-length movies. They are shot with the same reasoning. This is a wonderful development for cinema. I’m talking about non-commercial movies, of course; movies that depict real life.

Interview: Cenk Babaeren
Cosmoturk Editor in Chief
E-mail: cenkbabaeren@cosmoturk.com
twitter.com/cenkbabaeren

facebook.com/cenkbabaeren
instagram.com/cenkbabaeren

ENGLISH TRANSLATION:


Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>