AŞK - CİNSELLİK

Aslolan aşklı sevişmeler

Gerçek cinsellik birleşmeyle değil, çok daha masum gibi gözüken öpüşmeyle yaşanır.
 
   
 
 
     
Gerçek cinsellik birleşmeyle değil, çok daha masum gibi gözüken öpüşmeyle yaşanır diyor Psikolog Jülide Sevim. İyi ama ya bugüne kadar peşinden koştuğumuz orgazma ne oldu? Seksin tek başına bir anlamı yoktur. Seks sekstir, yani boşalma! Aslolan, aşkla yaşanan cinselliktir. Zaten bu yüzden boşaIma olmaksızın da sevişmekten olağanüstü bir zevk alınıp, içe almadan-girmeden bile muhteşem deneyimler yaşanabilir. "Uçururken yücelten cinselliği" yaşayabilmek için, kişinin bünyesinde barındırması gereken, olması gereken özellikler vardır. Aslında aşık olmak, aşkla sevilmek, zevk dansına dönüşen cinselliği yaşamak için "şart" olan özelliklerle, insanı "insan" yapan özellikler aynıdır. "insan" özelliklerine ve aşık olma, aşkla sevilme kapasitesine sahip bireyin kuracağı cümleler şöyledir:

- Kaskatı; hiçbir şeyden etkilenmeyen biri olmayı beklemem aptalca. Her şey, beni etkiler, ben de her şeyi, az ya da çok kısa ya da uzun süreli etkilerim.

- "Benzersizim"; bunu poposu havada bir biçimde söylemiyorum. Doğal ve doğru olan bu olduğu için söylüyorum. Benzersizliğim aynı zamanda beni yalnızlaştırıyor da, ama bu doğal, çünkü diğerleri de benzersiz. Benzersizliğimin başka kimlikler, kişiler ve bedenlerle benzeşen yanları da var. Yalnızlığımı mutlaklaştırmamak ve boğulmamak için, istediğim zaman ve ölçüde diğeri ya da diğerleri ile ya da bazı özellikleriyle bağ kurup yakınlaşabilirim.

- Hayatımdan ben sorumluyum. Mutluluğum ve mutsuzluğum, başarılarım ve başarısızlıklarım, sahip olduklarım ve olamadıklarım, benim seçimlerimle şekillendi. Kaderin elinde bir oyuncak değilim, seçimlerime bağlı yaşadığım için şu an ve sonuçlarından, acı çekiyorsam da ben sorumluyum. Acı çekmemeyi tercih etmek de benim kararlarıma bağlıdır.

- Evet bazen koşullar ve tercihlerim, istemediğim sonuçlara duygulara götürebilir beni ama o noktada bile, en azından duygularımın şiddetine yön verebilirim.

- Etkileyen ve etkilenen, esnek bir canlı olarak, zaman içerisinde değerler sistemimde, kişiliğimde değişiklikler olabilir, bu, kötü ya da çelişkili değildir. Kaldı ki, çelişkilerimden de korkmam. Tıpkı acılarım, mutluluklarım gibi, çelişkilerim de var olmamanın getirisidir. Ama çelişkili ruh halinin devamlılığının getireceği sıkıntıyı bildiğimden, acıya rağmen, çelişkimle yüzleşip çözerim. İnsanın yaşamdan zevk alan öğrenen, duygulanan, uyum sağlatan özellikleriyle aşk arasındaki ilişkiye bakalım şimdi: Acıdan korkanlar, aşktan da korkar.

Seks nasıl anlam kazanır?

Her aşk içinde acı barındırır demek istemiyorum. Ama aşkın duygulardaki yoğunluk olduğu, bireyin bu yoğunlaşmayı bir diğeriyle yaşayabilmesi için önce kendi içinde yaşamış olması, en azından yaşamayı göze almış olması gerekir ki, bu da yukarıda açıkladığım insan olma koşullarıyla ilgilidir. Aşk herkes için özeldir; kaçan için de, inanmayan için de, yaşa­mamış olan için de...

Seks ise yüklenen anlama bağlı olarak anlam kazanır. Aşktaki bilinçlilik, seksteki tercihten çok daha yüksek değerdedir. Seks aşkı doğurmaz. Ne kadar heyecan verici, tatmin edici olursa olsun "kaliteli bir seks yaşamış" olma duygusuyla kalırsınız. Cinsel arzuyu-heyecanı, aşk fikri ve arzusuyla bütünleştirmeye çalışırsanız, hissedişiniz bir yanılsamadan ibaret olur, çünkü aşık olduğunuzda ya da olunduğunuzda, dokunmaktan ve dokunulmaktan duyduğunuz haz çok farklıdır. Ama aşkın sadece duygusal yanına takılı kalır, yani tatminkar bir cinsellik yaşamazsanız da, bir süre sonra bedeniniz bir başka bedene yönelir.

Gerçek cinsellik (zevk verici, tahrik ve tatmin edici) birleşmeyle değil, çok daha masum gibi gözüken öpüşmeyle yaşanır.

Hiçbir seks, aşkla yapılan seks kadar doyurmaz insanı, hem de orgazma ulaşamasanız bile. Çünkü aşkla dokunan insanın gözleri, doğada olmayan renkleri görür. Olağanüstü bir yolculuğa çıkar. Ve penis ile vajen diğerine kendisi olmadan çıkamayacağı yolculuğu sunar. Herkes aşk yapamaz, çünkü bu seks bilmeden öte bir durumdur.

İçe girmeye odaklanmış bir penis ve boşalmaktan başka bir şeyi düşünmeyen bir vajen bencil, gelişmemiş ve derin zevklerden yoksun ruhlara işaret eder.

Aşk ve dokunma ile seks yapma arasındaki fark ve ruhların gerçek yapısı, en çok birkaç kez seviştikten sonra ortaya çıkar. Gelişmemiş ruh, daha önce zaten dokunmuş olduğu için, "fethetme ve edilme" heyecanı azalmış olarak dokunur. Artık tatmak ve tatmak, tekrar tekrar yaşamak için değil, zevk almak için dokunur sadece. Bencil olmayan ruhlar, kişisel gelişimlerini izlemenin heyecanlarına denk, sevişmelerinin tatlarına ve farklılaşmalarına yönelik bir heyecan duyduklarından, her sevişmeyi bir "keşif" heyecanıyla yaşarlar.

Pek çok erkeğin, "karım flört ederken/eskiden sekse daha meraklıydı” demelerinin ardındaki ve anlayamadıkları neden de budur zaten. Kadın, kendisine değil, cinsel bir obje olarak bedenine dokunulduğunu hisseder. Ve gerek yapısı, gerek toplumsal şartlanmaları neticesinde, aşksız dokunamayacağı ve dokunulmasını istemeyeceği için, "aşk yapmak"tan çıkıp, seks yapmaya dönüşen, cinsel eylemden uzaklaşır gitgide.

İnsanlar genellikle, "gençlik aşklarına" yüksek değer biçerler. Oysa bilinçlilikten / farkındalıktan yoksun olan genç insanın hissettiği, enerji fazlalığı ve hormonsal faaliyetlerin yoğunluğundan kaynaklanan, daha çok "dinsel nitelikli" bir duygudur. Bireyden bireye değişmekle birlikte, herkes kendi olgunluğuna orta yaşlarda ulaşır. Bahsi geçen olgunlaşmanın anlamı, daha "kendileşmek' "yaşamı/beklentileri" daha iyi tanımlamaktır.

Kendileşen ve tanımı netleşen bireyler, ancak "sevilebilir ve iyi sevgili" olabilirler. Çünkü diğerinin özgürlük alanlarını anlayabilmek ve özgür bırakabilmek ve "birliktelik" duygusunu yaşayabilmek için, gereken bireysel şartlar, olgunlaşma neticesinde oluşur. Oysa olgunlaşmış birey, onaylanma ihtiyacında olmadığı, zaten kendi değerinin farkında olduğu için, olgunlaşan duyguyu ortaya çıkan durumu "gökkuşağını" seyredercesine zevkle ve heyecanla izler. Sağlıksız yetişkinler özellikle bağımlı kişiliği olanlar ve gençlere göre ise yaşayabilmeleri için diğeri "şarttır." Onsuz olmaz! Onsuz yaşayacağını bilme, ama yaşamını daha güzelleştirmek için ona ihtiyacı olduğunu kavrayabilme, ancak bireyin kendisini tanımlayabilmesi ve tamamlayabilmesi neticesinde oluşur. Ve şart değil, ama gerekli olan "diğerinin" varlığı ve bunu kabul ediş, diğerinin özelliklerini ve eşsiz­liğini kabul etmeyi ve özenli özeni, say­gıyı getirir beraberinde.

Farklılıkları ve doğallığını kabul eden benlik, güç savaşını gereksiz bulan kişilik acelecilik ve özensizlikten uzak beden, "keşfetme / fethederken edilme" arzusundaki ruh, seksle yetinmez! Aşık olur, aşkla dokunur ve dokunulmasını bekler.

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para