>

DİĞER HABERLER

Uzun aralar lazım ya da ver elini Bolu

"İnsan İstanbul’a uzun zaman ara verince dönüşte kendisi gerçekten farklı hissediyor. " Aslı Atasoy'un yeni yazısı...
 
   
 
 
     
Uzun aralar lazım ya da ver elini Bolu

İnsan İstanbul’a uzun zaman ara verince dönüşte kendisi gerçekten farklı hissediyor. Gerçi herkesin dönüşte yaşadığı duygular farklı. Dönüşü hasretle çeken şaire ayıp olacak ama benim duygularım “Nerden geldim bu cehenneme!” oldu. Öğle sıcağında E5’te trafikte fare gibi kısılıp kaldığımdan olsa gerek aynen bunu düşündüm. Yaklaşık bir saat trafikte debelendikten sonra eve vardığımda hafiften tozlu bir evle karşılaşınca bavulları açmadan geldiğim yere dönmeye teşebbüs etmek istedim ama nafile. İlaç sıkılmış bir sivri sinek gibi sersemlediğimden olsa gerek kaçmaya teşebbüs bile edemedim.

Ne de olsa yaklaşık iki ay boyunca bu keşmekeşi unutmuş sakinlik denizinde kah batıyor kah çıkıyordum. Kıskandırmak gibi olmasın ama insanın esnek bir işi olunca zaman önem taşımıyor. Zaman önem taşımayınca yaşamla alıp veremeyişiniz daha başka noktalarda oluyor.

Ben kah denizde kah dağda avarelik ederken televizyon ve gazeteleri takip etmediğimi itiraf etmeliyim. İnternete ise elimi bile sürmedim desem yalan olmaz. Hayat iletişim enstrümanları olmadan da akıp gidiyor. Hem de gerçek sütten yapılmış dondurma lezzetinde. Denemeyenlere öneririm. Zaman sizi yalnız bırakıyor. Oranızı buranızı sıkıştırıp morartmıyor. Eh bundan da ala terapi olur mu? Ben söyleyeydim, “Olmaz”.

Yeri gelmişken buradan seslenmek istiyorum: Ey modern dünya kadını, stres, depresyon gibi sorunları çözmek için en iyi yöntem tatil. Profesyonel yardım için dökeceğiniz paraları iyi bir tatile yatırın inanın yararını göreceksiniz. Ancak bu tatilde sabahtan akşam kadar güneşlenip akşamları da alkol duvarına tırmanmaya kalkarsanız sonuçtan ben sorumlu değilim. Baştan söyleyeyim tatil demek illa ki deniz, kum, güneş değil.
Hüznün ve depresyonun baş nedeni olarak hakkı yenilen sonbahar en güzel tatillerin adres, bence. Bunaltıcı sıcakların yerini usulca serinliğe bırakırken bundan iyi seçenek olmaz.

Oldu olacak size güzel bir yer önereyim. Bence Bolu bu toprakların görülesi en güzel yerlerinden. İstanbul-Ankara yolcularının keskin virajlarıyla tanıdığı Bolu’yu koca bir dağdan ibaret sananlar fena halde yanılıyor. Bolu Karadeniz Bölgesi’nde olmasına rağmen nemden eser taşımayan harika bir şehir. Şehirde trafik keşmekeşinden eser yok. Sokakları tarihi binalarla dolu. Ayrıca hemen belirtmeliyim, Bolulu aşçılar yemek konusundaki iddialarında çok haklılar. En basit bir esnaf lokantasında bile çok lezzetli yemekler yemeniz mümkün. Hem de İstanbul’un çeyrek fiyatına. O kadar ki lezzetli yemekleri yedikten sonra gelen hesap karşısında kendinizi müesseseye haksızlık etmiş saymanız bile mümkün. O kaliteyi buralarda insana o kadar yüksek fiyatlara satıyorlar ki.

Bolu, kendi halinde mütevazı bir şehir. Çevresindeki ilçeleri de görülmeye değer özellikler taşıyor. 30 yaş üstü hafif kilolu kadınlardansanız doğru adres Karacasu. Merkeze 7 km. uzaklıkta termalleriyle ünlü şirin bir yer. Ormanlarla kaplı dağların çevrelediği Karacasu otel ve pansiyonlarla dolu. İsterseniz otellerin banyolarında isterseniz tarihi hamamlarda şifalı sularla haşır neşir olabilirsiniz. Su o kadar yumuşak ve güzel ki… Çıktığınızda saçlarınız ve deriniz pamuk gibi oluyor. İnanın kreme ihtiyacınız hiç olmayacak. Ayrıca yürüyüş yapmak için ideal bir yer Karacasu. Oksijen o kadar fazla ki insan hareket etmek için sabırsızlanıyor.

Bolu’ya gitmişken Abant’a uğramanızı da tavsiye ederim. Belki pek çoğunuz gölü kışın karlar altında gölü gördünüz ama kar olmadan da çok etkileyici bir manzarası var. Abant kalmak için ideal bir yer. Göl etrafı ve civarı yürüyüş yapmak için uygun parkurlarla dolu. Ayrıca beş yıldızlı otellerde güzel yemekler yemenizi tavsiye ediyorum. Bir de gölün etrafında faytonlarla dolaşırsanız keyfinize diyecek olmaz. İnanın…

asli@cosmoturk.com



Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>