KÖŞE YAZILARI | DAMLA AKBAŞ

Hello Mr. Grey

Gelelim herkesin çok bilip, çok konuştuğu meşhuuuur porno olaylarına. (Damla Akbaş)
 
   
 
 
     

Bu yazıyı yazmak için çok geç kaldığımın farkındayım. Hem Oscar yazmaktan hep itelendi, hem de filmi geç seyrettim.

Hatırlıyorum da geçen sene bu zamanlar elimden, ne dilimden "Grinin 50 Tonu" kitabı düşmezdi. Kütük gibi kitabı her yere taşır, herkese anlatırdım, Tüm bunlar olup biterken bir de kitabın filme çekilme muhabbeti çıktı. Açıkçası o kadar heyecanlandırmamıştı filmi beni.

Ülkemizde yasaklanır, izleyemeyiz diye heveslenmedim yani.

Gelelim herkesin çok bilip, çok konuştuğu meşhuuuur porno olaylarına. Bu kitap (film) bir yazılı porno mu? Bence değil. Yani aynı kitabı mı okuduk bunu diyen insanlarla gerçekten emin bile değilim. Bunu diyen ya hiç porno izlememiş, ya hiç sevgilisi olmamış, ya da çocukları leyleklerin getirdiğine inanan saflıkta tipler bence. Kitabın ilk 300 sayfasında neredeyse hiç sevişme gerçekleşmiyor bile. İki karakterin birbirini tanıması, Ana'nın Christian'a olan aşkı, karşılaşmaları, buluşmaları vs.. anlatılıyor. Evet, sonlara doğru sevgili olduklarında olayın boku çıkıyor, habire sevişiyorlar. Uzun uzadıya seks sahneleri anlatılmış ama 650 sayfalık koca kitabı da porno diye adlandırıp, bu şekilde sınıflandırmak büyük haksızlık bence. Belki de bu bir satış politikasıdır bilemiyorum, "Seks satar/sex sells" algısı var ama bu bizim ülkemizde geçerli değil. Bu kitabı bir Türk yazar yazsa bi kaç bin satar, sonra yasaklanır, yasaklanmasın diye bi kaç kişi ayaklanır, iki ay sonra da kimsenin umurunda olmazdı. Yabancılar bu konuları konuşmakta, dile getirmekte bizden daha açıklar. Bizde seks değil, aşk satar. Bu yüzdendir ki Elif Şafak'ın pembe kapaklı "Aşk" kitabı hala çok satanlar listesinde. Ver Türk kızına aşkı, otursun hayal kursun. Bir erkeğe sadece aralarındaki tensel çekimden dolayı kendini teslim etmek bize nedense çok aykırı ve yabancı geliyor. Grinin 50 Tonu da dünyadaki popüleritesinin fırtınasıyla bizde de ilgi gördü diye tahmin ediyorum.

Kitapta yer alan tipik kezban karakteri Ana'yı sevmedim. Christian Grey özenle yaratılmış, her kadının aşık olacağı güçlü ve mükemmel bir erkek. Bazı sorunları var tabii ama onlar da karakteristik özellikleri. Peki ya mal Ana? Allahım tam bir kezban. Her şeyi ben bilirim, ben en iyisini yaparım, ben hediye kabul etmem, ben laf söz dinlemem kendi bildiğimi okurum triplerinde 650 sayfa boyunca. Hiç de öyle kendi ayakları üzerinde duran güçlü bir kadın karakteri çizememiş Ana. Sadece mızmızlanan ve söylenen embesilin teki benim gözümde. Madem o kadar çok biliyorsun, karşı koy Christian'a embesil. Koskoca Christian Grey de ne buluyor bu salakta hiç anlamıyorum. Hah! Ana'yı kime benzettiğimi buldum! Aynı bizim Aliye. Sürekli söylenen, sürekli kendi ayaklarım üzerinde durmam lazım diyip habire bi erkeğin boyunduruğu altına giren, her dakika ağlayan Aliye'den farkı yok bu Ana'nın.

Kitap ve film hemen hemen bütün kadınlarda aynı etkiyi yaratıyor. Sapkın cinsel istekleri olan Christian Grey'e aşık oluveriyorsunuz. Çok güçlü ve kendinden emin bir adam. Ekşi sözlükteki falan nefret yorumları şaşırtmadı. Başarılı olmuş her şeyden nefret etmek hayattaki tek amaçları olduğundan, sadece beğenmedikleri şeyleri yerden yere vurmak için kullandıkları bir mecra olduğundan onları umursamıyoruz.

Kitabı okurken hayalinizde bir biskolata erkeği canlanıyor. Mr. Grey’i kim oynayacağı açıklandığında açıkçası kendisini ben de tanımıyordum.

Veeeee işte karşınızda tüm meleksi şeytanlığıyla Bay Grey. Yani Jamie Dornan! Önümüzdeki günlerde, aylarda, hatta yıllarda en çok onun ismini duyacağız. O yüzden onu iyice tanımak boynumuzun borcu. 1982, kuzey İrlanda doğumlu bir afet. Daha 33 yaşında bir bebek ablası. Tam tahmin edilen Christian Grey yaşlarında yani. Kitabı okurken tasvir edilen o hüzünlü, dertli, gam deryasında boğulmuş Christian Grey bakışları gözlerinde mevcut, bu yüzden sevdim. Kirli sakalları, dudakları, o yılansı gözleri tam kafamdaki Christian Grey. Bu sebepten gönül rahatlığı ile filmi izledim.



Peki kim bu Jamie Dornan? Aha işte tüm çıplaklığıyla karşınızda (gerçekten). Tescilli bir Calvin Klein mankeni olmasından belli nasıl taş bir vücudu olduğu. Çocuğu tüm Calvin Klein reklamlarında nası soydularsa, ayıp olmasın diye bi don giydirivermişler üzerine. Nasıl bir "maşallah"ı olduğu her kareden belli. Filmin yarısının seks sahneleri içereceğini düşünürsek, bir kez daha ne denli yerinde bir seçim yaptıklarını anlayabiliyoruz.





Malum hastası olduğumuz bir six pack durumu mevcut, adonisler de yerinde, boy pos endam desen zaten kelimeler yetmiyor, e bi omuzdan diğer omuza geçmek için üç akbil ödemek gerekecek neredeyse.

Çıplak olmak kadar giyinik olmak da yakışmıyor değil. Christian Grey'in anne mevzusu konusundaki mutsuz anları canlandı kafamda böyle giyinik görünce.



Şimdi önümüze gudubet Dakota Johnson koyup bu güzelim herifin ona aşık rolü yapmasını izledik bi de. Keşke tek kişilik bi film olsaydı.

Maşallah Jamie Dornan'ın da gerçek hayatta Christian Grey'den aşağı kalır yanı yok. Daha rol açıklanmadan aylar önce GQ dergisine verdiği pozlarda Bay Grey'den daha kontrolcü ve dominant görünüyor.





Jamie Dornan'ı giyinik görmeyi pek sevmediğinizi biliyorum ama ne yapayım adamcağız bazenleri de giyinik geziyormuş işte. Hatta bu giyinikliğin üzerine biraz kötü haber de vereceğim. Keira Knightley'nin eski sevgilisi olması, Keira'nın Jamie'yi aldatması ilk moral bozucu haberimdi. Allah çarpar ya, böyle bir adamı aldatıp ne istiyosun diye pataklamak istiyorum. İkinci kötü haberim ise Nisan 2013'de Ameila Warner isimli şıllıkla evlenmiş olması. Aağğğhh pıçaklıycam kendimi şimdi. Daha da kötü bir haber, bu çiftin bebecikleri bilem var. Yuh ya yuhhh. Acaba Jamie Dornan bi kaç ay içinde hayatının bu denli değişeceğini, bir günde 2000'lerin en popüler ismi olacağını bilse tüm bu aile çocuk olaylarına girer miydi merak etmiyor değilim.

Ayrıca yakışıklı ve bebeği kucağından indirmeyen babalara her daim zaafımız var, belirtmeden geçemicem.





Ağzımızın sularını bir selpak yardımıyla ufak ufak sildikten sonra, Jamie Dornan hakkındaki fikirlerinizi bildirmek üzere yorum yapmaya bekleniyorsunuz. Hayallerinizdeki Christian Grey mi, olmuş mu olmamış mı, tüm dünya bunu tartışırken bizim neyimiz eksik?

Bu arada ben bu yazıya başlarken filmi eleştiricem, kitapla film arasındaki farklılıklardan ve oyunculuklardan bahsedecektim. Konu Jamie Dornan olunca yazdıkça yazasım geliyor ve başka konulara geçemiyorum kusura bakmayın. Farkındaysanız sürttük partneri Dakato’yu ağzıma bile almadım tadımız kaçmasın. Bir dahaki gıybetimde görüşmek üzere…

Yorumlarınızı bekliyorum.

Damla Akbaş
http://instagram.com/akbasdamla/
dmla.akbas@hotmail.com


DAMLA AKBAŞ
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>