KÖŞE YAZILARI | DEMET ÖZGE AYKAN

Rüya - II

Elimin nereye değin uzanacağını bilmiyorum... (Demet Özge Aykan)
 
   
 
 
     

“Elimin nereye değin uzanacağını bilmiyorum.” Şu karşıdaki ağaca. Yüksek binalara. Belki de batmakta olan güneşe değin. Bordo ayakkabılar vardı. Hiç değişmeyeceğine garanti verilemeyen çocukluğun ayakkabıları. Sonra birden bir gürültü. Ani bir yağmur. Uğultular. Tamamlanmamış cümleler. Ani yağmurla ben de gidebilirdim isteseydim. Yağmur gibi bastırabilirdim. Duyguları.

Yağmur yağdığında. Topraktan buhar kalkar. Sıcak şarap içmiştik bir keresinde. O hala büyüyemediğini biliyor. Bordo ayakkabıları olmadan. Eksik. Cümleleri ile birlikte. Hep yarım kalmaya mahkum cümleleri ile karşımda. Ağzı hiç durmuyor. Dediklerini kendi bile anlamıyor. Ne diyor ki. Duymuyorum. Onu ilk tanıdığımda da tamamlayamıyordu. Hala tamamlayamıyor. Kendini. İnanmıyorum. İnandığım hiçbir şey yok. Sadece dinliyorum:

- Hayatımda mısın? Hem de nasıl. . . diyor.

Oturduğum yerden kalkıp çocukluğuna gidiyorum. Tamamlamaya. O geliyor mu. Dönüp bakmıyorum.

**

Sabah saatlerinde. Alarmlar çalar. Alarmlar insanların hayatlarından çalar. Saat henüz yedi. Başımı yorganın altına sokuyorum. Yorgan başımı yesin istiyorum. Başımı çıkarırsam rüyadan uyanacağım. Düşlerim bitecek. Rüyam iki saniye falan değil. Yedi yıldır tamamlanmayan cümleler biriktirdim. İki saniye daha bekleyiverin.

- Rüya iki saniye de sürse ne olur uyanma.

Uyanmadığım yerdeyim. Düşerek uyanmak isterdim. Yere çarpsam. Bana söylediklerini bir de kendi duysun isterdim. Kulaklarımı ona versem.

**

Kaldığımız yerin ardında bir tepe var. Çok yüksek değil ama tepe olmayı hak etmiş. Burası, dolunayın en büyük halini gördüğüm yer. Rüyayı en uzun gördüğüm. Dalga sesleri içimdeyken. En uzun dalgalar var. Burada uzayıp uzayıp bitmeyen her şey var. Hep çocukluğum. Bir türlü bitemiyor. Gündüz vakti kentlerde. İnsanlar akar. Burada akan insanlar yok. Burada insan yok. Anı yok. Dalgalar, en uzun anımız. Biz tamamlanmayan cümleleri biriktirip kendimize yeni sevgiler üretiyoruz. Üçyüzaltmışbeş günün bir gününü ayırıp geri kalan zamanda uzak kentlere, uzak ülkelere kaçıyoruz. Hep gidiyoruz. Anlayamadığımızdan. En uzun dalgaları göremediğimizden. En büyük dolunayı. Dolamayan ay.

**

Yazmak zorundayım. Yazmazsam biriktiremem. Anlayamam. Kimse anlamasın. Çünkü kimseyi ilgilendirmiyor. “Esas kız yok.” Esas oğlan yok. Yaşayan bir canlı belirtisi yok. Sadece en uzun rüya var. Kimsenin gördüğü yok. Her gördüğüm yüksek yapıya koşup kendimi aşağıya atıyorum. Düşerek uyansam. Ya da rüyaları değişsek. O bana bordo ayakkabılarını verse. Ben ona en büyük dolunayı.

Çalıyor: Eva Cassidy – Time After Time


http://demetozgeaykan.blogspot.com/

http://twitter.com/#!/demetozge
http://8tracks.com/doa


DEMET ÖZGE AYKAN
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>