>

KÖŞE YAZILARI | FECİR ALPTEKİN

Bin Bir NY Masalları

Az az da olsa her şeyden yapın, gitmişken hiçbir şeyden eksik kalmayın! (Fecir`in Not Defteri, 24.05.2011 Salı)
 
   
 
 
     

Geçen hafta başlayan New York seyahatimiz devam ediyor…

Woodbury Common Outlet’teki alış veriş turu ve New York’taki Japon mutfaklarına giriş yaptığım Haru Sushi’nin ardından, yeni bir güne uyanıyorum…

İlk durağım, Modern Sanat Müzesi MOMA (Museum of Modern Art)… Biliyorum, her ne kadar sanatsever olsanız da, sayılı günden ibaret yurtdışı seyahatlerinde gidip saatlerce kapalı duvarlar ardında kalmak insana çok sempatik gelmeyebiliyor… Ama mottomuz, az az da olsa her şeyden tatmak, hiçbir bilgiden/ renkten eksik kalmamak ve orta yolu bulmak… Sabah erkenden kendinizi Moma’ya atıp, hızlıca ve önceden düşünülmüş bir hareket planıyla öğleye kadar buradaki turunuzu tamamlamanız mümkün… Sakın kaçırmayın, derim… Daha önce adını bile duymadığınız pek çok sanatçıyla tanışma ve eve döndüğünüzde araştırmak üzere aklınıza düşen, merakınızı celbeden bir dolu yeni eser keşfetme şansınız olacak… Benim Edward Hopper, Tom Wesselman ve aşağıda “Christina’nın Dünyası” adlı eserini göreceğiniz Andrew Wyeth’i keşfetmem gibi…



MOMA yorgunluğunun ardından hak edilmiş güzel bir öğle yemeğine uzanma vakti… Tercihim, Brezilya ve Portekiz mutfaklarını bir araya getiren Ipanema oluyor… Yolunuz düştüğünde ise tavsiyem Vatapa! Yani karides, Hindistan cevizi, fıstık ve palmiye yağıyla yapılmış bir çeşit Brezilya güveci… Beyaz pilavla birlikte sunuluyor, pek leziz…



Öğle sonrasını, MOMA ve Ipanema’nın hemen yanı başında uzanan 5. Avenue’da avarelik ederek, dükkanları dolaşarak ve son olarak da, ABD’de belki de en sevdiğim şey olan Barnes & Noble Kitapevi’nde iki saatliğine konuşlanarak tamamlıyorum. Buradaki bin bir çeşit kitabın, derginin, kırtasiye malzemesinin arasında kayboluyorum yine… Ve seçtiğim ürünleri incelemek üzere, kitapevinin içindeki Starbucks’tan kahvemi alıp bir köşeye çekiliyorum…



Dışarıda delice yağmur yağıyor… Bulutların gölgesiyle günün tez vakitte akşama dönen loş ışıklarını hissediyorum oturduğum yerden… Ama içerisi rengarenk, ışıl ışıl, sıcacık… Yorgunluk atmak ve sükunete kavuşmak için eşsiz bir mola… Dinlenmek lazım biraz… Akşama büyük bir randevum var zira… Metropolitan Operası Lincoln Center’da ilk deneyimim… Bale sezonu gala gecesi!

Yarın muhteşem Lincoln Center’da buluşmak üzere…


FECİR ALPTEKİN
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>