>

KÖŞE YAZILARI | FERHAN PETEK

Siyah Oje

Seninle öğrendim ki, kızgınlık, öfke ve nefretin çok ötesinde bir duygu varmış. (Ferhan Petek)
 
   
 
 
     

Farklı ve cesaret gerektiren, kendi içinde barındırdığı tarz yüzünden pek az kişinin kabullenebileceği, sadece onu gerçekten bilenlerin sevebileceği, çok ısrar edilirse her ortama uydurulabilecek olan ama aslında hep aykırı hep ilk anda ya kapılıp gidilecek ya da yadırganıp uzak durulacak bir şey; siyah oje. Karşılaştırdığımda görüyorum ki seninle olmaktan pek bir farkı yok. Kendime farklı olduğumu başkalarına da farklı ve aykırı olabileceğimi göstermek için geçirdiğim zaman gibisin. Sana güvenmenin, sonucu bilinen ağırlığını, yaşadım bir süre. Bitene kadar bitmez nasıl olsa diye. Özlemekten gözlerim ağrıdı aslında ama yine de dayanıyorum bu uygunsuz gerçeğe. Çünkü gerçek benim işim. Sahteliklerle değil gerçeklerle başa çıkabildiğimden böyle yaşarım zaten ben. Gerçeklerin acılığı, sahteliklerin bıraktığı yaralar kadar acıtmıyor. Alerjin olduğunu bile bile o en sevdiğin şekerlemeden, her şeyi unutup sadece o anın sihrine kapılıp sınırsızca yemek gibi.

Seninle öğrendim ki, kızgınlık, öfke ve nefretin çok ötesinde bir duygu varmış. Kırgınlık ve bununla karışık özlem.

Karla karışık yağmur gibiydi zaten seninle olmak. Hangi an ne olacağını, ne zaman ne yaşatacağını bilemeden, sürprizlere hazırlıksız yakalanmayı göze almalı insan seninleyken. Bir gün artık olmayacağın fikrini aklından hiç çıkarmadan, ama artık olmadığında deli gibi özleyeceği gerçeğini de kabullenip başına geleceklere razı olmadan sana yaklaşmamalı insan. Göze almalı yani. İnsan ne kadar saçmalasa anlatamaz seni. Zaten seni anlatmak, mor rengi hakkında 7000 kelimelik kompozisyon yazmak gibi.

Siyah bu her şeyle uyum sağlar. Asildir, zariftir anladık ama oje olarak sürdürdüğü hayatında herkes tarafından benimsenme özelliğini birazcık yitirir. Cesaret ister çünkü. Farklılık, özgünlük ister. Hayatımdaki varlığın, bordu döpiyesle siyah ojenin uyumu gibiydi. Farkın cazibesi ve klasikliğin vazgeçilmezliği. Kaybeden kimdi bilemedim yokluğunun zamanında. Zaten evrensel bir soru işareti; giden mi acıtır kalan mı acır? Kimin gittiği kimin kaldığı bile belli olmadı ki. Bir gün konuşulabilecek mi tüm olanlar? Birbirlerine açıklama fırsatı verecek mi taraflar? Yüz yüze bakılabilecekten daha çok mu hata yapıldı? Affedilecek bir şey var mı ve affetmesi kolay mı? Hiçbir şey olmamış gibi yapılabilecek tüm durumlar tükenmiş gibi. Keşke sonuncu hata olsaydı bu ya da sondan bir önceki. “Her şeye rağmen seni çok seviyorum” denilebilecek durumlardan biri olsaydı bu da. Sarılsaydık, bitseydi. Gülseydik, geçseydi. İçime doğru söylüyorum şimdi; fısıltıyla: seni çok özledim. Ama, sadece, o kadar.

Bunun tek iyi tarafı, senden sonra kimseyi kaybetmekten korkmuyor olmam. “Bu da oldu ya, artık her şey yaşanabilir bu hayatta” diyebilme sebebimsin. Yine de teşekkürler ama içimden, seni çok özledim ama fısıltıyla..

Masum siyah oje, koruyamadım seni asetonun keskin gücünden. Seni zamanla yok edeceğini, siyahının tüm canlılığını alacağını bile bile sana yaklaşmasına izin verdiğin asetonun. Aromalı kokusu sana diğer her kötü ihtimali unutturdu. Ve teslim etti kendini asetonun keskinliğine, her zaman yaptığı gibi, sonunu hiç düşünmeden. Silineceğini farkındaydı belki ama umursamadı. Güzel kokuların cazibesinde kaybetti o hiç gelemediği kendini. Yok oluş macerasının başladığı andan itibaren, kendini bıraktı, anın aromasında kayboldu ve yavaş yavaş, herkesin gözü önünde, değip değmediğini bile düşünecek zaman bulamadan… Silindi. Gitti…

https://twitter.com/#!/Fername
http://www.formspring.me/Fername2011
http://www.facebook.com/?ref=home#!/pages/Ferhan-Petek/40815501931


FERHAN PETEK
YAZARA E-POSTA GÖNDER

 

Diğer yazıları liste halinde görmek için tıklayın >

Favorilerinize ekleyinAnasayfaya dönPaylaşın
cosmoturk önerisi
GÜNLÜK FALINIZ
HAVA DURUMU
Anket
Aşk mı, Para mı?
Aşk
Para
>